KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/10663 E., 2011/10459 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
736 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 18.5.1996 tarihini takip eden aybaşından itibaren Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava davacının 1.6.1996- 25.8.2010 tarihleri arasında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine, davacının 6111 sayılı Yasadan yararlanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 1.1.1998- 24.8.2010 tarihleri arasında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine, tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının Ziraat Odasına 25.8.2010 tarihinde kayıt olduğu, sattığı ürün bedelinden 18.5.1996, 16.4.1997 tarihlerinde prim kesintisi yapıldığı, davalı Kurumca 1.6.1996- 31.12.1997, 25.8.2010 ve devamı şeklinde sigortalı sayıldığı, 12.3.1998- 1.4.1999 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu 1.4.2000- 1.4.2001 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğu, mahkemece davalı Kuruma 27.5.2011 tarihinde müzekkere yazılarak davacının 6111 sayılı Yasadan yararlandırılması konusunda ihtiyati tedbir kararı verildiği bildirilerek işlem yapılmasını istediği davalı Kurumca da bu yönde işlem yapıldığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten Tarım ... sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, gerek 506 ve gerekse 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım ... sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise,
tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Prim kesintisi bulunduğundan davalı Kurumca davacının 1.6.1996- 31.12.1997 tarihleri arasındaki dönemde ve Ziraat Odası kaydının bulunduğu 25.8.2008 ve devamı şeklinde sigortalı sayılmasına ilişkin işlem doğrudur. Davacının 31.12.1997 tarihinden 1479 sayılı Yasaya tabi uzun süreli sigortalılığının başladığı 12.3.1998 tarihine kadar tarımsal kayıtları bulunmadığından bu dönemde sigortalı sayılması mümkün olmadığı gibi 1479 sayılı Yasaya tabi uzun süreli sigortalılığının 1.4.1999 tarihinde sona ermesinden sonra sigortalılığın yeniden başlaması için prim ödemesi veya prim kesintisi bulunması gerektiğinden davacınında prim ödemesi ve prim kesintisi bulunmadığından 1.4.1999 ile tescil edildiği 25.8.2010 tarihi arasında da sigortalılık şartlarını taşımamaktadır.
Mahkemece 1.6.1996- 31.12.1997 tarihleri arasındaki döneme ilişkin istemin hukuki yarar yokluğundan l.l.l998- 25.8.2010 tarihleri arasındaki döneme ilişkin istemin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Kabul şekli bakımındanda davacı 12.3.1998- 1.4.1999 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu, 1.4.2000- 1.4.2001 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğu halde bu sigortalılık süreleri dışlanmadan çifte sigortalılık oluşturacak şekilde karar verilmiş olmasıda hatalıdır.
Öte yandan 1086 sayılı HUMK'nun 103. maddesinde hakimin 101. maddesinde sayılan hallerden başka tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan hallerde tehlike veya zararı def'i için icap eden ihtiyati tedbirlerin icrasına karar verebileceği, 6100 sayılı HMK'nun 389. maddesinde ise mevcud durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği bildirilmiştir.
Her iki düzenlemeye göre de mahkeme davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde (nitelikte) ihtiyati tedbir kararı veremez. Mahkeme ancak gecikmesi halinde doğabilecek tehlikeyi önleme veya ciddi zararı dava süresince (geçici olarak) önlemek için yalnız bu amaçla sınırlı olmak üzere gereken tedbirlerin alınması için ihtiyati tedbir kararı verebilir.
Somut olayda mahkemece yargılama sırasında işin esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığı halde 6111 sayılı Yasadan yararlanmanın gecikmesi halinde doğabilecek ve gibi bir tehlike veya ciddi zarar olabileceği gerekçelendirilmeksizin yargılama sırasında davacının 6111 sayılı Yasadan yararlanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilerek henüz sigortalılık süresi kesinleşmeden davalı Kurumun bu yönde işlem yapmaya zorlanması isabetsiz olup bu durum hukuki sorumluluğa yol açabileceği gibi hüküm fıkrasında davacının 6111 sayılı Yasadan yararlanabileceğinin tespitine karar verilerek taraflar arasındaki bu konudaki
hukuki ihtilafı esastan çözmek gerekirken işin esasını çözümlemeyip ihtilafı ortada bırakarak geçici olarak çözümleyecek şekilde ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmeside yanlıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/10663, K. 2011/10459, 21 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama