KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/1766 E., 2012/18434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, Kurum işleminin iptaline, 06/08/2001 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Destek Primi borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava; davacının 06.08.2001 tarihinden sonraki dönemde davalı Kurum'a SGDP borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya 1479 sayılı Yasa kapsamında 01.06.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 05.07.1975 – 01.01.1985 ve 31.12.1997 – 06.08.2001 tarihleri arasında vergi kaydı, kollektif şirket ortaklığından dolayı 24.01.1979 tarihinden beri devam eden oda kaydı bulunduğu, şirket ortaklığının 01.08.2008 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasa'nın Ek 20. maddesine göre “ bu Kanun'a göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (l) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.
Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil, bu Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen onikinci gelir basamağının %10'u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler.
1479 sayılı Yasa'nın Ek 20. maddesinde belirtilen "çalışmanın" kanıtlanmasında vergi, oda, esnaf ve sicil memurluğu kayıtları ile ticaret ve sanayi odası ve benzeri kayıtlar çalışmanın devam ettiğine dair karine teşkil etmekle birlikte aksinin kanıtlanması da mümkündür. Yasa'ya göre sosyal güvenlik destek primi, Yasa'nın 24 üncü maddenin (l) numaralı bendinde belirtilen çalışmaları devam edenlerden kesileceğinden, belirtilen kayıtlar bulunmakla birlikte gerçekte çalışması bulunmayanlardan sosyal güvenlik destek primi kesilmesi mümkün değildir.
Davacının oda kaydı ile kollektif şirket ortaklığının sosyal güvenlik destek primi kesintisine ilişkin 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih olan 01.10.1999 tarihinden sonra da devam ettiği anlaşılmaktadır. 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesi gereğince zorunlu ... sigortalılık statüsünün oluşması için Esnaf Odası ve Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğu kaydının bulunması yeterlidir. Bu nedenle 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinin yürürlük tarihi olan 01.10.1999 tarihinden sonraki dönemde oda kaydı ile kollektif şirket ortaklığının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının Yeni ... Kard. Tic. ... ve ... Kollektif Şirketi, ... Ltd. Şti. ve ... Yapı Donatım İnş. Tic. Ltd. Şti.'ndeki ortaklık tarihleri ile bu şirketlerin 1479 sayılı Kanunun Ek 20. maddesinin yürürlük tarihinden sonra ticari faaliyetlerine devam edip etmedikleri, vergi kayıtlarının kapatılıp kapatılmadığı, kayıtlı oldukları odaya borçlarının bulunup bulunmadığı, ayrıca davacının da kayıtlı olduğu odanın aidatını düzenli ödeyip ödemediği ve oda faaliyetleri ile seçimlerine katılıp katılmadığı araştırılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında sonuca gitmekten ibarettir.
Kabule göre de hükümde davacı ... yerine ...'in isminin ve doğum tarihinin yazılması hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/1766, K. 2012/18434, 2 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama