KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/2783 E., 2012/18529 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 25/12/1998-18/01/2010 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, davacının 25.12.1998 den beri davalı ...'ye ait işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 25.12.1998-18.1.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde 3.985 gün 506 sayalı yasa kapsamında çalıştığının tespitine.karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin kamu kurumu olması nedeniyle 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu, uyuşmazlık dönemine ilişkin dönem bordrolarında adının bulunmadığının bildirildiği,davacının SGK kaydının başlatılmadığı, dosya içinde, Belediye Encümeni tarafından 21.12.1998 tarihli davacının geçici olarak bekçi sıfatıyla işe alınmasına dair kararın ve davacıya aylık 1 yevmiye maaş ödenmesine dair evrakların bulunduğu anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir.
Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır.
Somut olayda davalı işyerinin belde belediyesi olduğu, davacıya ödenen aylık ücretin 150 TL gibi cüzi bir miktar olması, davacının dinlenen tanık beyanlarına göre kendi bahçesinin sınırında olan belediyeye ait içme suyu kuyusunun dinamosunu ihtiyaç oldukça açıp kapattığının sabit olması karşısında tam gün esasına göre ya da kısmi çalışmanın varlığı hususunun araştırılmadığının anlaşılması karşısında mahkemece bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının çalıştığı cevizlik ile su dinamosunun bulunduğu davalı işyerinin mahallen bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak hizmet akdinin zaman unsuru kanıtlanırken yapılan işin davacının ne kadar zamanını aldığı, suladığı alanın ne kadar olduğu, yapılan işin niteliği ve sulamanın hangi yöntemlerle yapıldığı belirlenmeli, ayrıca zabıta marifetiyle davacının tüm gün dinamonun başında bekleyip beklemediği, başka bir çalışma şeklinin var olup olmadığı araştırılarak tam gün ya da kısmi çalışma olgusunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek ve davalının resmi kurum olması ve tüm işlemleri ile yapılacak ödemelerin kayıtlara dayalı olması nedeniyle davacının, anılan
çalışmalarının, gerçekten olup olmadığı, davalı kamu kuruluşu kayıt ve ücret bordrolarından tespit edilmeli, bu tür belgelerde noksanlık varsa, bunun nedeni araştırılmalı, giderek işyeri kayıtları getirtilip, işyeri yetkilileri ile işyeri kayıtlarına geçen çalışma arkadaşları dinlenmek suretiyle hizmet akdinin yukarıda öngörülen unsurlarının davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/2783, K. 2012/18529, 2 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama