KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/2910 E., 2011/11889 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, ilk prim tevkifatını takip eden aybaşı itibariyle aile reisliğine zorlanamayacağının tesbitiyle, Kurumun 22.5.2007 tarihli 7 nolu tebliğinin uygulanması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının ilk prim kesintisini takip eden aybaşından itibaren tescil tarihine kadar Tarım ... sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Ancak davacı vekili harç yatırmadan 18.1.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile “müvekkilinin 2926 sayılı yasa kapsamında ilk prim kesintisini takip eden aybaşı itibariyle tescili için aile reisliğine zorlanamayacağının tespiti ile kurumun 22.5.2007 tarihli 7 nolu tebliğinin uygulanması gerektiğinin tespitine” şeklinde davasını ıslah etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 2926 sayılı yasa kapsamında ilk prim kesintisini takip eden aybaşı itibariyle tescili için aile reisliğine zorlanamayacağının tespiti ile kurumun 22.5.2007 tarihli 7 nolu kurum tebliğinden yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulunun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda mahkemece “davacının 2926 sayılı yasa kapsamında ilk prim kesintisini takip eden aybaşı itibariyle tescili için aile reisliğine zorlanamayacağının tespiti ile kurumun 22.5.2007 tarihli 7 nolu kurum tebliğinden yararlanması gerektiğinin tespitine” denilmek suretiyle de infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmiş olması ve mahkemenin kabul şekli bakımından da söz konusu ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre, usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilip, hüküm kurulması yanlış olmuştur.
Yapılması gereken iş, söz konusu ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre, usulüne uygun olmayan ıslaha değer vermeksizin davanın dava dilekçesine göre çözülmesidir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/2910, K. 2011/11889, 29 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama