KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2011/4934 E., 2012/15461 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Adana 2. İş Mahkemesi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ...., tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava dilekçesi ile, davacının 21.07.2003 tarihinde davalı şirkete ait iş yerinde geçirdiği kaza nedeniyle meslekte kazanma gücünde kayıp meydana geldiği, olayda işverenin tamamen kusurlu olduğu belirtilerek 3.000 TL maddi, 7.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 31.03.2004 tarihli soruşturma raporunda, olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği,
mahkemece İş Güvenliği Uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda, dava konusu iş kazasında, davalı şirketin % 30, davacı işçinin % 35, dava dışı yapı sahibinin % 25 ve dava dışı işveren vekilinin % 10 oranında kusurlu bulunduklarının tespit edildiği, yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davacının maddi zararlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen gelirler ile karşılandığından maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminat isteminin kabulüne ve 7.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde; davacı tarafın, davalı şirketin tam kusurlu olduğunu beyanla açtığı davada, yargılama esnasında alının bilirkişi raporu sonucu, iş kazasının meydana gelmesinde davacının da % 35 oranında kusurunun bulunduğu tespit edildiğinden, davacı taraf lehine manevi tazminata hükmedilirken davacının kusuru nazara alınarak bir miktar indirim yapılması gerekir.
O halde, davalı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/4934, K. 2012/15461, 24 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama