KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/5276 E., 2011/10939 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 70.786,95 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.11.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davacı vekili Avukat Tuba ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
KARAR
Dava 22.09.2006 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu %38,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, olay günü işveren taraf1ından il dışında düzenlenen bir eğitim çalışmasına katıldıktan sonra, aynı çalışmaya katılan işçilerden davacı dahil dördünün, işçilerden İdris Tunç’a ait araçla Erzincan’dan ...’a dönmeleri sırasında aracın direksiyon hakimiyetinin kaybedilerek yoldan çıkıp dere yatağına düşmesi ile meydana gelen trafik kazasında araçta bulunanlardan, Hasan Kurt ve Nihat Ateş’in öldüğü, İdris Tunç ile davacı ...’in yaralandığı,
Aracın sürücüsünün, trafik kazası tespit tutanağında “İdris Tunç”, İşverence kazanın değerlendirildiği 2006/3 sayılı tutanakta ise aracı kullananın davacı ... olduğunun kabul edildiği, Adıyaman gölbaşı Cumhuriyet Savcılığının aracın ... tarafından Kullanıldığından bahisle hakkında dava açılması için 14.12.2007 tarihinde fezleke düzenlendiği, aynı yer savcılığınca araç sahibi olduğundan İdris Tunç hakkında trafik kazası tespit tutanağı düzenlendiğinden ve adli tahkikat yapıldığından bahisle 18.05.2007 tarihinde ek takipsizlik kararı verildiği ve yapılan itirazın reddolunduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece kazanın meydana geldiği aracın İdris Tunç tarafından kullanıldığı kabul edilerek kusur dağılımının yapıldığı kusur bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de varılan bu sonuç eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olmakla hatalıdır.
Trafik iş kazasının meydana geldiği sırada araç sürücüsünün kimliği uyuşmazlık konusudur. Aracın aynı olayda ölen işçiler tarafından kullanılmadığı bellidir. Yaralananlara gelince: bunlardan davacı hakkında aracı kullandığından bahisle ceza davası açılması için fezleke düzenlendiği ve trafik kazası tespit tutanağında araç sürücüsü olarak gösterilen İdris Tunç hakkında ise takipsizlik verildiği görülmektedir.
Bu durumda davacı hakkında düzenlenen fezlekenin, giderek ceza mahkemesinde dava açılıp açılmadığının ve dava açılmış ise sonucu beklenilmeksizin tazminat davasının sonuçlandırılması hatalı olmuştur.
Her ne kadar Borçlar Kanununun 53. maddesinde “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hakimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüşse de, ceza mahkemesinden verilen sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile ve o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararına bu yönleri ile bağlı olduğu açık ve seçiktir.
Somut olayın özelliği dikkate alındığında, davacı hakkında ceza davası açılıp açılmadığının ve sonucunun, tazminat davasındaki kusur dağılımını ve tazminatın belirlenmesini doğrudan etkileyeceği ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/5276, K. 2011/10939, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama