KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/7292 E., 2011/12608 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
817 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle davalılardan ... aleyhine açılan davanın reddine, 122.321,98 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte diğer davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalılar vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 6.12.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalılar vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, başvurma ve peşin harcın yatırılması suretiyle yapılan ıslah isteminin birleştirme talepli yeni bir dava niteliğinde bulunmasına göre, davacıların tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava 16.03.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemece verilen önceki kararın: Hükme esas alınan kusur raporunun yetersizliğinden bahisle Dairemizce bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, kusur bulunmadığından davalılardan ... aleyhindeki davanın reddine, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece maddi ve manevi tazminatların tayinine ilişkin kararı isabetli olmamıştır.
Gerçekten, olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, olay tarihindeki paranın alım gücüne, ekonomik koşullara ve özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre, davacı ... yararına hüküm altına alınan 50.000,00-TL ile davacı ... yararına hüküm altına alınan 20.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Maddi tazminata gelince: Maddi tazminat davalarının yasal dayanaklarından birini oluşturan B.K.'nun 43.Maddesi tazminatın belirlenmesinde, hakime, kimi görevler yanında, geniş bir takdir hakkı tanımıştır. Böylece gerçekçi ve adil bir sonuca ulaşmak amaçlanmıştır. Uygulamada, kabul edildiği üzere; maddi tazminat hesapları, bilinen bir takım doneler yanında, varsayımlara da yer vererek bir sonuca ulaşır. Gerçi, insan yaşamının kutsallığı, beden ve ruh sağlığının korunması ve bu alanda uğranılan zararların, hiç bir şekilde para ile karşılanmasının mümkün olmadığı düşünülebilirse de, hukuk sisteminin başka bir giderim yöntemi öngörmemiş olması karşısında, zorunlu bu tür bir hesaplama yoluyla, zarara uğrayanın tatminini sağlanmaya çalışılmaktadır.
İşte hakim, bu tür davalarda sonuca ulaşırken, hesaplamaya ilişkin maddi unsurları, tarafların kusur durumlarını, sorumluluğa ilişkin temel hukuk ilke ve esasları yanında, tarafların sosyal ve ekonomik koşullarını hep birden değerlendirmek zorundadır.
Maddi tazminatın, hiç bir zaman zenginleştirme aracı olmadığı ve özendirici nitelik göstermemesi gereği göz ardı edilmemeli ve bu arada, sözü edilen tazminatın bir tarafın zararını karşılarken, diğer tarafın, ekonomik veya ticari hayattan silinmesini gerektirecek boyutlara ulaşması önlenmelidir.
Bu nedenle, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmalı, zararı ödemekle yükümlü işverenin iş hacmi, işletmesinin büyüklüğü, kaç işçi çalıştırdığı saptanmalı, tazminatın sonuçlarına katlanıp katlanmayacağı yönünde ön bilgiler toplanmalıdır. Kısaca, tazminat belirlenirken bunun toplumda yaratacağı olumsuz durumlar göz ardı edilmemeli ve toplumsal denge ve çıkarlar da korunmalıdır.
Bu durumda hakim toplayacağı kanıtlar sonucu gerektiğinde B.K'nun 43.maddesinin kendisine verdiği yetkiyi kullanmak suretiyle, hakkaniyete uygun indirim yoluna gitmeli ve tazminat belirlenmenin gerçekçi niteliğini ortaya koymalıdır.
Somut olayda ölen işçinin gece bekçisi olarak görev yaptığı yere kimliği tespit edilemeyen kişi ya da kişilerin gelmesi ve içerde herhangi bir boğuşma belirtisinin bulunmaksızın ölüm olayının meydana geldiğinin anlaşılmasına, ölüm olayı nedeniyle işverene verilen kusurun azlığına ve olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile birlikte hükmedilen tazminat miktarına, göre; olayda, Borçlar Kanununun 43. Maddesi gereğince hakkaniyete uygun bir indirim yapılmak suretiyle maddi tazminatın belirlenmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi isabetli değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
KARŞI OY
Borçlar Kanunun 44/2.maddesinde zararın kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakimin, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebileceği bildirilmiştir.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda sigortalıyı öldüren faail veya faillere % 80, davalı işverene % 15, sigortalıya % 5 kusur izafe edilmiş,sigortalının kusuru ve SGK'ca bağlanan gelirin en son peşin sermaye değeri tenzil edildikten sonra davacı eş yararına 48.715,44 TL, çocuk Ceydanur yararına 3.570,54 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
Davalı işveren anonim şirket olup sigortalının çalıştığı Turbo Tekstil fabrikasını işletmektedir.Ve kimliği meçhul fail veya failler ortaya çıktığında ödediği paranın % 80'nini bu kişilerdende rücuen isteyebilecektir.Zararın tazminin borçluyu müzayakaya maruz bırakmayacağının belirgin bulunmasına göre dava konusu olayda Borçlular Kanunun 44/4.maddesinin öngördüğü koşullar oluşmadığından Sayın Çoğunluğun maddi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması yönündeki bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/7292, K. 2011/12608, 6 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama