KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2012/10374 E., 2013/1617 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının tüm,davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir,
2- Davacının temyizine gelince, davacı vekili 11.05.2004 tarihli dava dilekçesinde 50 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi 12.10.1998 olmasına rağmen kaza tarihi olarak 15.10.1998 tarihinin belirtmiş ve bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumunda zararın olay tarihinde oluştuğu ve bu tarihte zarara neden olanlar bakımından temerrüdün gerçekleştiğinin kabulünün gerekeceği ve bu nedenle de hüküm altına alınan tazminata uygulanacak faizin olay tarihinden itibaren başlatılması gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durum göz ardı edilerek hüküm altına alınan manevi tazminat için faizin dava tarihinden başlatılması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesindeki 1086 sayılı Kanun'un temyize dair hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2012/10374, K. 2013/1617, 30 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama