KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2012/17478 E., 2013/21478 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/07/2003-08/08/2011 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davalıya ait iş yerlerinde geçen ve kuruma eksik bildirilen 1.7.2003-8.8.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, tanık sözlerine dayanılarak istemin kabulüne ve 1.7.2003-8.8.2011 tarihleri arasında 2890 gün süreyle çalıştığını 1362 günlük süreninin Kuruma bildirilmesine rağmen bildirilmeyen 1528 günün tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, davalı iş veren yanında 5.5.2007 tarihinden itibaren sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirildiği, 1.7.2003-5.5.2007 tarihleri arasındaki uyuşmazlık konusu dönemde SSK kayıtlarında davacının çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda tiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağım oluşturan. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa'sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez.
Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz.
Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığım belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır.Uyuşmazlık konusu dönemin tamamına ilişkin dönem bordroları getirtilmiş ve 2004 yılından itibaren ... ve ..., ... adlı bordro çalışanları bulnmasma rağmen sadece 2007/9 aydan itibaren bildirimi bulunan bordro tanığı ... ve komşu işyeri tanığı ...'in ifadeleri ile sonuca gidildiği dolayısıyla dinlenen tanıkların ihtilaflı dönemin tamamında bordro tanığı ve komşu iş yeri tanığı olarak kayıtlara geçmediği açıkça ortadadır.Bu durumda çalışma olgusunun hiçbir kuşkuya yer verilmeksizin kanıtlandığından bahsolunamayacağı açıktır.
Yapılacak iş; öncelikle davacı davalı işyerinde tezgahtar olarak çalıştığını iddia etmekte olup davacının işveren adına düzenlediği ve adının geçtiği kasa fişi, tadilat fişleri, sipariş fişleri gibi yazılı belgelerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı daha sonra uyuşmazlık konusu döneme ait S.S.K.'ya verilen dönem bordrolarında ihtilaflı dönemin tamamında adı geçen ve özellikle 2003-2007 dönemde de bildirimi bulunan re'sen tesbit edilecek tanıkların bilgilerine başvurmak, tanıklarının adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta,
maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı işveren vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2012/17478, K. 2013/21478, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama