KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2013/18374 E., 2014/2616 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2014
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
1.034 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı ... ... .... San. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
...Dava, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda, ....323,52 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 07.....1996 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat davası bozma konusu yapılmayarak kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ....07.2008 tarihli hüküm ile 8.422,... TL maddi tazminatın ........1996 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline dair karar verildiği, iş bu kararın davalı şirket vekilince temyizi üzerine, davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile davacının gerçek ve net ücretinin tespit edilerek 01.08.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alması da dikkate alınarak yapılacak hesaplamadan hükme en yakın tarihteki tüm gelir peşin sermaye değerinin Kurumdan sorularak zarar miktarından indirilmesi ile sonuca gidilmesi yönünde bozulmasına karar verildiği, bozma ilamından sonra yapılan yargılamada alınan ....01.2013 tarihli hesap raporu hükme esas alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve .../5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın ...maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve .../...sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Somut olayda, ....07.2008 tarihli ilk hükme karşı davacı tarafın temyizi olmaması ve kararın davalı şirket yararına bozulması nedeniyle hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı ve faizin başlangıç tarihi davalı şirket yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Mahkemece bu durum dikkate alınarak ....07.2008 tarihli karar ile hüküm altına alınan maddi tazminat miktarını ve faizin başlangıç tarihini aşacak şekilde karar verilmemesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.M.K.’nun geçiçi 3. maddesi uyarınca H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2013/18374, K. 2014/2616, 18 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama