KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2013/2733 E., 2013/6667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
1.127 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ve davalılardan ... Teks.San.Ve Tic.A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi, ... Teks.San.Ve Tic.A.Ş. vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 27.12.2012 tarihinde temyiz eden davacılar vekiline tefhim tebliğ edilmiş temyiz ise 07.01.2013 tarihinde vuku bulmuştur. Bu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 01.06.l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da göz önünde tutularak davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine,
2-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, davacı ... bakımından bozmaya konu karar ile belirlenen karşılanmayan zararı aşar biçimde maddi tazminat karar verilmemiş bulunmasına ve özellikle temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, temyiz eden davalı ... Tekstil San Tic AŞ vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 16.03.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen Halil Sarı’nın hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin; davacıların temyiz itirazlarının reddi ile manevi tazminatların fazla olduğuna ve maddi tazminatların miktarının dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğine ilişkin 06.12.2011 gün ve 2011/7292E, 2011/12608K sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalılardan ...’ya yönelik davanın feragat nedeniyle reddine, 6098 sayılı TBK’nun55/1-son cümlesi dikkate alınarak maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen
kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ile davalılardan ... Tekstil San Tic AŞ vekillerince temyiz olunmuştur.
Mahkemenin önceki kararının davalı yararına bozulmasına ilişkin Dairemiz bozma ilamına uyulmakla davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Somut olayda maddi tazminatların miktarının dikkate alınarak BK’nun 43. Maddesi gereğince indirim uygulanması gerektiğine ilişkin dairemiz bozma ilamına uyulmasından sonra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Anılan Kanunun 55/1-son cümlesindeki düzenlemeye göre “maddi tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılması veya azaltılması mümkün değildir.” Öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup aynı Kanunun 2. maddesinde Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı belirtilmiştir.
6098 sayılı Kanunun 55. Maddesindeki düzenleme ise emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanması gerekir. Hal böyle olunca da yerel mahkemenin 6098 sayılı Yasanın 55. Maddesindeki düzenlemeyi dikkate alarak ve bunun usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğunun kabulü ile bozmadan sonra hüküm kurarken maddi tazminattan hakkaniyet gereği indirim yapılmayacağına ilişkin değerlendirmesi isabetlidir.
Ne var ki, bozma konusu kararda davacı çocuk ... bakımından 3.570,54-TL maddi tazminat hüküm altına alınarak fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Anılan kararın davalı yararına bozulması ile davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle artık bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda önceki karardaki miktarı aşar biçimde maddi tazminat verilmesi mümkün değildir.
Aksinin kabulünün temyizin, temyiz edenin aleyhine sonuç doğurması anlamına geleceği açıktır ki, hukuk düzeninin buna cevaz vermeyeceği de ortadadır. Öte yandan bu durumun yukarıda açıklandığı gibi usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturan bir durum olmadığı da ortadadır.
Hal böyle olunca da yerel mahkemece; davacı ... yararına 3.570,54-TL maddi tazminat verilmesine ilişkin önceki kararının, davalı yararına bozulmasından sonra, önceki karardaki maddi tazminat miktarını aşar biçimde 9.363,82-TL maddi tazminata karar verilmesi, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2013/2733, K. 2013/6667, 4 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama