KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2013/4704 E., 2014/5408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2014
- Mahkemesi
- Hakkari Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Tarihi
- 13/09/2012
- Numarası
- 2010/560-2012/328
Karar Metni
316 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının davalı işverenlerin ayrı ayrı işyerlerinde dilekçede tarihlerini bildirdiği ayrı ayrı dönemlerde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitine ilişkindir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 79/10. maddesi ve ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddesidir.
Ne var ki, birden fazla işveren hakkında aynı dava dilekçesi ile dava açılabilmesi için işverenler arasında zorunlu veya ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının bulunması gerekir.
Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun (M.K., B.K., T.T.K) bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasını öngördüğü durumdur. Somut olayda, maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da söz konusu değildir.
Öte yandan, zorunlu dava arkadaşlığı dışında kalan ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının mümkün olduğu haller H.M.K.’nun 57.maddesinde a) dava konusu hak veya borcun ortak olması b) borçluların ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile birden çok kişi yararına borç yüklenmiş olması c) davanın aynı nedenden doğması olarak sayılmıştır. Somut olayda, davalı işverenler arasında anılan maddede öngörülen nitelikte ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı işverenler arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından, H.M.K.’nun 57. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekirken birlikte görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2007/21-255 Esas ve 2007/260 Karar sayılı ve 09.05.2007 tarihli kararı da bu yöndedir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2013/4704, K. 2014/5408, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama