KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2014/19865 E., 2014/25221 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2014
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 08.10.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davalılardan ... Bakım Onarım Sanat ve Tic Ltd Şti aleyhine açılan davanın sıfat yokluğu nedeni ile reddine, sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, kısmen kabulü ile davalılardan ... İnş Taah Tic San AŞ’den tahsiline karar verilmiş ve bu karar davacı vekilince süresinde temyiz edilmiştir.
Ret nedeninin farklı bulunmasına göre, vekille temsil edilen davalı ... Bakım Onarım Sanat ve Tic Ltd Şti yararına ayrı vekâlet ücreti verilmesine ilişkin uygulama isabetlidir. Ancak davanın reddi nedeniyle davalı ... Bakım Onarım Sanat ve Tic Ltd Şti yararına avukatlık ücretinin tayininde hataya düşüldüğü görülmektedir.
Bir davada tarafların davacı ya da davalı sıfatına haiz olup olmadıkları, taraflarca yargılama sırasında ileri sürülebileceği gibi, dosya kapsamından anlaşılabiliyorsa mahkemece de kendiliğinden göz önüne alınması gereken hukuki bir durumdur. İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak davacı ile davalı arasında, sözleşmeye, haksız fiile veya kanuna dayanan bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Böyle bir ilişki yoksa veya borç ilişkisi davacı ile üçüncü kişi arasında ise, böyle bir borç ilişkisinde taraf olmayan kişiye yönelik davanın sıfat( pasif husumet) yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
Somut olayda davalı ... Bakım Onarım Sanat ve Tic Ltd Şti’nin kusurunun bulunmadığı giderek anılan davalıya yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifenin 7/2 maddesinde “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı” düzenlenmiştir.
Diğer bir deyişle davanın husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi halinde, tarifenin 12. maddesinin uygulama yerinin olmadığı da ortadadır. Hal böyle olunca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesindeki düzenlemeye aykırı biçimde ve maktu avukatlık ücretini aşar biçimde nispi avukatlık ücreti takdir olunarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/19865, K. 2014/25221, 25 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama