KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2014/26900 E., 2015/16608 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2015
- Mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 17/09/2014
- Numarası
- 2011/201-2014/522
Karar Metni
813 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 168.835,00TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan M.. B.. ve S.. Ş.. vekillerince duruşmasız, C... Or..Turizm Uluslararası Taş. İth. İhr. San. Tic. Ltd.
Şti. vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi ve üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15/09/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan C... O...Turizm Uluslararası Taş. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat E..A.. D..., M.. B.. vekili Avukat G...T.. ile karşı taraf vekili Avukat Z...K.. A... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre, davalı ile C..O...Tur….Ltd Şti vekilinin tüm, davalılar M.. B.. ile SBN Sigorta AŞ vekillerinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 02.10.2010 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu %20 oranındaki sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılardan, C.O.. Tur….Ltd Şti, M.. B.. ile SBN Sigorta AŞ vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemenin maddi tazminatın belirlenmesine ve manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı isabetlidir. Ancak davalı sigorta şirketi bakımından faizin başlangıç tarihinin tespitinde ve karar ilam harcından sorumlu olacak davalıların belirlenmesinde hataya düşüldüğü görülmektedir.
Hüküm altına alınan maddi tazminat için işletilecek faizin diğer davalılarla birlikte davalı Sigorta şirketi bakımından da olay tarihinden başlatılmasına karar verilmiş hatalı olmuştur. Olay tarihinde yürürlükte bulunan TTK ‘nun 1299. maddesi gereğince sigorta şirketinin teminatı ödeme yükümlülüğü, aynı Yasa'nın 1292. maddesi gereğince rizikonun ihbarı ile muaccel hale gelir.
Dava tarihinden önce sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün ispatlanamadığı durumlarda ise dava ile birlikte sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulünün gerekeceği ortadadır.
Hal böyle olunca TTK ‘nun 1299/1.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1, maddesi uyarınca sigorta şirketinin dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün iddia ve ispatlanmamış bulunmasına göre, dava tarihi yerine olay tarihinin, bu davalı bakımından temerrüt faizine başlangıç yapılması doğru olmamıştır.
Mahkemece gerek hüküm altına alınan tazminatın miktarı üzerinden hesaplanan karar ilam harcından ve gerekse davacı tarafından yatırılan ve karar ilam harcından mahsup edilen harç giderinden davalılardan M.. B..’nın da sorumlu tutulması isabetsiz olmuştur. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 492 sayılı Harçlar Kanunun 13/j maddesinde, Genel Bütçeye dahil idareler yargı harçlarından muaf tutulmuştur. Öte yandan M.. B..nın 5018 sayılı yasa ekindeki 1 sayılı cetvelin 10. Sırasında yer aldığı, giderek genel bütçeye dahil idarelerden olduğu açıktır. Hal böyle olunca da davalı M.. B..nın genel bütçeye dahil idarelerden olduğu ve harçtan muaf olacağı göz ardı edilerek, harçtan sorumlu tutulmasına yol açar biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin- den H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/26900, K. 2015/16608, 15 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama