KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2015/15553 E., 2016/950 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre davalı ... Tur. Ltd. Şti. vekilin tüm, davalı ... A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş yararına 10.000,00 TL, davacı çocuklar yararına ayrı ayrı 6.000,00 TL manevi tazminatların olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine(davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) karar verilmiştir.
Temerrüt faizi için, kural olarak borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir. Borcun muaccel olması, kendiliğinden borçlunun temerrüde düşmesini gerektirmez. Ayrıca, Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi gereğince temerrüt için alacaklının ihtar yapması da gereklidir.
Somut olayda, davalı ... haksız fiil sorumlusu olmayıp, sorumluluğunun kaynağı davalı işverenle yaptığı sigorta sözleşmesine dayandığından davanın açılmasından önce davalılardan ... A.Ş.'ye davacılar tarafından ihtar yapıldığı, başka bir anlatımla söz konusu davalının temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından davalı ... şirketinin faizden dava tarihinden itibaren sorumlu tutulması gerekirken, olay tarihinden itibaren sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yukarıdaki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/15553, K. 2016/950, 2 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama