KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2015/6622 E., 2015/7589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın yurtdışında gerçekleşen çalışma sürelerini borçlanma hakkı olduğunun tesbitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2) Dava, davacının 01.01.1982-16.05.2002 tarihleri arasında yurt dışında geçen süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile davacının yurt dışında çalışmaya başladığı ve 18 yaşını doldurduğu 01/01/1982 tarihinden vatandaşlıktan izinle çıktığı 16/05/2002 tarihine kadar olan sürelerdeki çalışmaları borçlanabileceğinin tespitine ve aksi yöndeki 26/12/2012 ve 31/07/2014 tarihli Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda, 01.01.1964 doğumlu davacının 16.05.2002 tarihinde Türk vatandaşlığından izinle çıktığı, yurt dışında eylemli çalışmaya dayalı sigortalılığının 13.08.1982 tarihinde başladığı, öncesinde 07.09.1981-31.07.1982 tarihleri arasında Schulausbildung (okul eğitimi) nedeniyle sigorta kapsamına alındığı ve bu dönemde uzun vadeli sigorta kolları kapsamında prim ödemesinin bulunmadığı,
bu sürenin sigortalılık süresi (çalışılmış veya çalışılmış süre olarak kabul edilen süreler) kapsamında değerlendirilmesinin ve 3201 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre borçlanılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece 13.08.1982 tarihinden önceki dönem yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken bu dönemi de kapsar biçimde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/6622, K. 2015/7589, 9 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama