KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2015/9563 E., 2016/8439 K.·Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2016
Karar Metni
381 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemleriyle, sürekli iş göremezlik oranınının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin zamanaşımına uğradığından bahisle reddine, sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmediği, mahkemece teselsül hükümleri gereğince diğer davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin davalı de sirayet edeceğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, müteselsil borçluluğun en belirgin özelliği; alacaklıya karşı borçlulardan her birinin; edimin tamamından sorumlu olması, başka bir ifade ile, alacaklının borçlulardan hepsini birden takip ya da dava edebileceği gibi bunların içinden dilediği birini veya birkaçını dava ya da takip edebilmesi ise de; bu özellik, müteselsil borçların nispi bağımsızlığını ortadan kaldırır nitelik taşımamaktadır.
Müteselsil borçların nispi bağımsızlığı ilkesinin zamanaşımı yönünden sonuçları ise; müteselsil borçlulukta, zamanaşımının borçlulardan biri bakımından durmasının diğer borçlulara sirayet etmemesi; müteselsil borçlulardan birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def'inden bunu ileri sürmemiş olanların yararlanmalarının mümkün bulunmamasıdır.
Yukarıda açıklandığı üzere, müteselsil borçlulukta her bir borçlunun borcunun diğerlerinkinden belli ölçüde bağımsız olduğu, bu bağlamda, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, her borçlunun borcu bakımından ayrı ayrı incelenmesi gereği gözetilmelidir.
..
Yapılacak iş, davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmediği, diğer davalının ileri sürdüğü zamanaşımı definden adı geçen davalının yararlanamayacağı, davacının iş kazasına maruz kaldığı ve vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu, bu nedenle üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün ihlalinin de cismani zarar kavramına dahil bulunduğu dikkate alınarak davalı . aleyhine muhik bir manevi tazminata hükmetmekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
MG
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/9563, K. 2016/8439, 12 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama