KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2016/11138 E., 2016/11642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 15.09.1991-08.01.2002 tarihleri arasındaki yurtdışındaki çalışma süresini borçlanma hakkının tespitine, 30.12.2013 tarihindeki günlük prime esas asgari tutar üzerinden borçlanma bedelinin tespitine, Türkiye'de sigorta başlangıç tarihinin 15.09.1991 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2) Dava, davacının yurt dışındaki sigortalılığı nedeniyle ülkemizdeki sigortalılık başlangıç tarihinin 05.09.1991 olduğunun ve 3201 sayılı Yasaya göre yurt dışında geçen süreyi başvuru tarihindeki tutar üzerinden borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının yurt dışı hizmet sürelerinden 05.09.1991 ila 08.01.2002 tarihleri arasındaki 10 yıl 4 ay 3 gün hizmet süresini yurt dışı hizmet süresi olarak borçlanma hakkı olduğunun tespitine,yurt dışı hizmet borçlanma bedelinin de 31.12.2013 tarihindeki asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Davacının 3201 sayılı Yasanın 1. maddesinde belirtildiği şekilde yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında ve sonunda her birinde 1 yıla kadar olan işsizlik sürelerinden dilediği kadarını borçlanma talep tarihindeki bedel üzerinden borçlanabileceği hususunun gözetilmemesi ve davacının sigortalılık başlangıç talebinin 05.09.1991 olduğu anlaşılmasına rağmen hüküm kısmında açıkça belirtilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’un 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/11138, K. 2016/11642, 26 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama