KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2016/13783 E., 2018/6417 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2018
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; davalı ... Elk. Dağ. A.Ş. hakkındaki davanın hata sonucu açıldığından bahisle adı geçen davalının davada taraf sıfatı bulunmadığının tespitine, diğer davalılar açısından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacının talebinin Davalı ...... A.Ş. ve davalı ......'dan hesaplanan maddi tazminatın tamamının yani 199.548,35 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalı ...'ten %10 kusuruna isabet eden 19.954,35 TL maddi tazminatın, diğer davalı ...'ten %5 kusuruna isabet eden 9.977,41 TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsilini, yine 20.000,00 TL manevi tazminatın Davalı ......
A.Ş. ve davalı ......'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini, diğer davalılar ...... ve ......'in manevi tazminattan kusurları oranında sorumlu tutulmalarını istediği, mahkemece maddi tazminat istemi açısından 199.548,35TL maddi tazminatın 12/02/2008 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...... Kayan ile......
A.Ş'den, ..., ... 'tan kusurları nispetinde ancak davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları üzere davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 20.000,00TL manevi tazminatın 12/02/2008 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...... Kayan ile......
A.Ş’ den, ..., ... 'tan kusurları nispetinde ancak davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları üzere davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği, hüküm altına alınan tazminatlardan birden fazla davalı sorumlu tutulduğu halde vekalet ücreti ve harçlar açısından hüküm kurulurken vekalet ücretinin ve harcın davalıdan alınmasına karar verildiği ancak ilgili hükümlerde hangi davalıdan alınması gerektiği konusunda bir açıklık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kalkan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. ve Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta, dava içinden yeni davalar doğurur ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Öte yandan, mahkemece taleple bağlı olarak karar verilmesi gerektiği HUMK’nun 74 ve HMK ’nun 26. Maddelerinin emredici kuralıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı tarafın maddi tazminat istemi açısından davalı ...'den 19.954,35 TL'nin, ......'ten ise 9.977,41 TL'nin tahsilini, manevi tazminat açısından ise kusurları oranında diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmalarını istemesine rağmen davalılar ...... ve ...... aleyhine hüküm kurulurken hem infazda tereddüt oluşturacak şekilde adı geçen davalıların sorumlu oldukları miktarların karar yerinde belirtilmemesi, hem de sonucu itibariyle davacının talebini aşacak şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, harçlardan ve vekalet ücretinden hangi davalının sorumlu tutulduğunun gösterilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, H.M.K.’nun geçici 3. maddesi gereğince ve H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/13783, K. 2018/6417, 17 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama