KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2016/18063 E., 2018/5366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2018
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre Davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sigortalının sürekli iş görmezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davada 5.611,61 TL maddi tazminatın ve birleşen davada 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının iktisadi geleceğinin tehlikeye düşmesinden kaynaklı 1.000 TL maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen 19/11/2014 tarihli ilk kararın davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 07/09/2015 tarih ve 2015/2451 Esas, 2015/15875 Karar sayılı ilamıyla, temyiz itirazlarının sair yönleri reddedilmek suretiyle, dava dilekçesinde istenmeyen manevi tazminat talebinin ıslah dilekçesinde başvurma harcı ödenmeksizin istenilemeyeceği, “davacının ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin ıslah isteminin reddine” karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı vekilinin açtığı ve iş bu dava ile birleştirilmesine karar verilen ... İş Mahkemesi’nin 2015/540 esas sayılı dava dosyası ile iş kazası nedeniyle 50.000 TL manevi tazminat isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Usulü kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda; Mahkemece verilen 19/11/2014 tarihli ilk kararın Dairemizin 07/09/2015 tarihli kararıyla manevi tazminat yönünden bozulduğu, bu yönüyle ilk kararda hükmedilen maddi tazminatın ve ferisi niteliğindeki vekalet ücretinin kesinleşmiş olduğu dikkate alındığında bu talep hakkında yeniden karar verilerek vekalet ücreti miktarlarının yeniden belirlenmesi usuli kazanılmış hakka aykırı olmuştur.
3- Öte yandan bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının asıl davada ıslah ile talep ettiği manevi tazminata ilişkin ıslah talebinin reddine reddine karar verilmiş ise de, iş bu istem için sadece red vekalet ücreti takdiri yeterli iken; reddolan istem için davacı lehine kabul vekalet ücreti takdiri de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 Sayılı HMK'nun 370/2 maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/18063, K. 2018/5366, 5 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama