KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2016/19059 E., 2018/4493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının 14/08/2013 tarihli iş kazasından sürekli iş göremezliğine uğraması nedeniyle davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir.
Mahkemece, davacı lehine 20.672,96 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinen yasal faiziyle birlikte davlıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun, 28/1-a.maddesine göre “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.”31.maddeye göre ise “Peşin alınan Karar ve İlam Harcı işin hitamında ödenmesi gerekenden fazla olduğu anlaşılırsa fazlalık istek üzerine geri verilir” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, tarifeye göre alınması gereken karar ve ilam harcı doğru olarak tespit edilmiş ise de; davacıdan tahsil edilen ıslah harcı da dikkate alınarak bakiye karar ve ilam harcı tahsiline yer olmadığı ve fazla tahsil edilen harcın davacıya iadesi gerektiği halde bu hususta karar verilmediği gibi, davacının yatrırdığı peşin harçların davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, bir kısmının yargılama gideri içerisine dahil edilerek kabul ve red oranına göre oranlanması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/19059, K. 2018/4493, 7 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama