KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2016/2914 E., 2017/5312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2017
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Asıl dava dosyası davacısı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Birleşen dava dosyası davacısı, davalının iş akdinin haklı feshi nedeniyle herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacı/ karşı davalı ...' nun 24.12.2009- 02.11.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının ödenmesi istemine ilişkindir. Birleşen dava, davacı/ karşı davalı şirketin ...' nun işine haklı nedenle son verdiğinin ve şirketten alacağı olmadığının tespiti ile ... İl Müdürlüğü' nün itiraza konu 14.11.2012 tarihli kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, 25.06.2014 tarihli karar celsesinde " hizmet tespiti davası ile tazminat alacakları davasının ve kurum işlemi iptali davasının birlikte açıldığı anlaşıldığından tazminat alacakları ve kurum işlemi iptali davasının yeni bir esasa kaydedilmesine" karar verilip akabinde kısa kararda " Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalı işyerinde 02.11.2010-27.08.2012 tarileri arasında aralıksız olarak sigortalı çalıştığının tespitine, sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu, gerekçeli kararda ise " Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile,
davacının davalı işyerinde 02.11.2010-27.08.2012 tarileri arasında aralıksız olarak sigortalı çalıştığının tespitine, birleşen davanın davacısı ... taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar esas karar olup sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa, son oturumda tefhim edilen kısa kararın gerekçeli karara aykırı olduğu yukarıda belirtildiği gibi zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Öte yandan, konuyla ilgili 10.04.1992 günlü ve 991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Kaldı ki tefrik edilen dava hakkında da artık karar verilemez.
Somut olayda, tefrik edilen dava hakkında kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/2914, K. 2017/5312, 13 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama