KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2017/3537 E., 2018/5139 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
264 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı, Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitine, prim borcunun iptaline, 22/08/2012 tarihi itibariyle 4/a sigortalılığı kapsamında emekliliğine ve birikmiş emeklilik aylıkların ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının 30.11.2008 tarihinden itibaren esnaf Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespiti ile 22.08.2012 tarihinden itibaren SSK'dan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacı ...' nın 01/09/2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve bu tarihten itibaren biriken aylıklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...' ın konusu kalmayan "19.411,80 TL bağ-kur prim borcunun iptali" talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve hükümde yazılı şekilde davalı kurum vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, yazılı şekilde kurulan hüküm yerinde ise de, aylık talebi yönünden davacının talebi gibi karar verilmiş olmasına rağmen, davanın kısmen kabulü ile davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2017/3537, K. 2018/5139, 31 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama