KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2017/3961 E., 2018/5579 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Asıl ve birleşen davaların davacısı, geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitiyle iş kazası nedeniyle meslekte kazanma güç kaybı karşılığı olan miktarda iş göremezlik geliri bağlanması karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan Kurum ve ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava dilekçesi ile; davacının malülen emekli olabilmesi için geçirdiği iş kazası nedeniyle sakat kaldığının ve bundan böyle çalışamayacak durumda olduğunun tespiti istenilmişken, davacı vekili 04.08.2009 havale tarihli dilekçesi ile taleplerini; iş kazasının tespiti ile davacıya iş kazası nedeniyle meslekte kazanma güç kaybının karşılığı olan miktarda iş göremezlik geliri bağlanmasına karar verilmesi olarak ıslah etmiştir.
Mahkemece; Dairemizin 18.02.2016 Tarih ve 2015/12031 E, 2016/2280 K sayılı bozma kararından sonra; davacının 04.09.1988 tarihinde geçirdiği iş kazasının, iş kazası olarak ve bu kazaya bağlı olarak %41 malul kaldığının tespitine, maluliyet oranı doğrultusunda iş göremezlik geliri bağlanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece davacıya bağlanacak olan iş göremezlik gelirinin başlangıç tarihinin hüküm fıkrasında belirtilmemesi isabetsiz olmuştur.
İş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 506 sayılı Yasa'nın “Zamanaşımı ve hakkın düşmesi” başlıklı 99. maddesi; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.” hükmünü içermektedir.
Benzer düzenlemenin bulunduğu 5510 sayılı Yasa'nın 97. maddesinin I. fıkrasında da; iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm halllerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.
Öte yandan; davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı HUMK'nın 178. ve 6100 sayılı HMK'nın 118. maddeleri gereğince; dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Bu itibarla; harca tabi bir dava dilekçesinin hiç harç alınmadan esas defterine kaydedilmesi halinde davanın, kayıt altına alındığı gün itibariyle açılmış sayılması gerekir.
Somut olayda; davacının, davalı Kurum'dan sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasına ilişkin talebi bulunmadığı, dava dilekçesinde de bu yönde bir talep bulunmadığı, söz konusu talebin mahkemeye sunulan 04.08.2009 havale tarihli ve davanın ıslahını içeren dilekçe ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Dairemizin 05.03.2012 Tarih ve 2010/8263 E, 2012/2945 K sayılı bozma kararında da; davanın 04.08.2009 tarihli dilekçe gereğince sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece; davacıya, ıslah dilekçesinin havale tarihi olan 04.08.2009 tarihini takip eden 01.09.2009 tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasına karar verilmesi gerekirken bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirinin başlangıç tarihinin hükümde gösterilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK'un 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2017/3961, K. 2018/5579, 25 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama