İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /21. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 21. HUKUK DAİRESİ

İçtihat MetniKARAR

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2017/5041 K.2018/5183

Dava; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile 20/10/2008-19/05/2011 dönemi ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali istemiyle ... 3.İş Mahkemesi'nin…

Esas2017/5041Karar2018/5183Tarih31 Mayıs 2018Okuma7 dk · 1.404 kelime

KÜNYE

21. Hukuk Dairesi 2017/5041 E., 2018/5183 K.·İlk Derece

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
31 Mayıs 2018
Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Mahkemesi
4. İş Mahkemesi
A) Davacı İstemi
—
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.404 kelime·7 dk okuma

Dava; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile 20/10/2008-19/05/2011 dönemi ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali istemiyle ... 3.İş Mahkemesi'nin 2011/867 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın, 28/01/2014 tarih 2014/16 Karar sayılı ilam ile davacı aleyhine sonuçlanması ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine, bu defa 01/08/2014 tarihinden itibaren müteveffa babasından ölüm aylığı alması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

B) Davalı Cevabı:

Davalı SGK vekili özetle; süresinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmesini, kurumdan yetim aylığı almakta iken kurum Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğu raporuna istinaden 5510 sayılı Kanunun 56.maddesi uyarınca davacının aylığının kesildiğini, davacının yetim aylığı alabilmek için eşinden anlaşmalı olarak boşandığını, birlikte yaşamaya devam ettiğini belirterek haksız açılan davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

İlk derece Mahkemesince; “davacının adresinin ... Mahallesi, 2283 Sokak, No:36/1 ...olduğu, boşandığı eşinin ise Aydoğdu Köyü, ... olarak geçmekte ve ...'ın ... köyünde yalnız yaşadığı zabıta araştırmasında belirtilmiş ise de, ... köyünde yaşayan ve talimatla dinlenen tanıklar ..., ... ve ..., davacının eşinden boşanıp boşanmadığını ve birlikte yaşayıp yaşamadığını bilmediklerini beyan etmişlerdir.

Davacının kesinleşen ilam ile boşandığı eşiyle ...Mahallesi, 2283 Sokak, No:36/1 ... adresinde birlikte yaşadıkları sabit olmuştur. Nüfusa bildirilen taşındığına ilişkin adres bilgisi beyana dayalıdır. Dolayısıyla ...'ın ikamet adresini değiştirmesi tek başına bu dosya bakımından delil kabul edilemez. Kaldı ki, ...'ın 16/04/2014 tarihine kadar ...'de çalıştığı hizmet döküm cetvelinden belirlidir.

Zira her ne kadar İş Bankasına 2010 ve 2012 yıllarında yapmış olduğu kredi başvurusunda adresini ... Köyü olarak bildirmiş ise de, bu bildirimin gerçek olmadığı kesinleşen ilam ve içeriğinde toplanan delillerle belirlidir. ... Köy'ünde oturan ve talimatla dinlenen tanıklar dahi davacının boşandığı eşinin ... Köyünde yaşadığı bilgisine sahip değillerdir.

Davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığına ilişkin davanın kabulüne yeterli delil elde edilemediğinden, 01/08/2014 tarihinde babasından dolayı aylık bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkin davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir ” gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu ; Davacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin yeterli araştırma yapmadan, tüm delilleri değerlendirmeden haksız ve dayanaksız olarak davanın reddine karar verdiğini, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :

Bölge Adliye Mahkemesince “Tüm dosya içeriğine göre; davacının adresinin ... Mahallesi, 2283 Sokak, No:36/1 ... olduğu, boşandığı eşinin ise ... Köyü, ... olarak geçmekte ve ...'ın ... köyünde yalnız yaşadığı zabıta araştırmasında belirtildiği, ... köyünde yaşayan ve talimatla dinlene tanıklar ..., ... ve ..., davacının eşinden boşanıp boşanmadığını ve birlikte yaşayıp yaşamadığını bilmediklerini beyan ettikleri, davacının kesinleşen ilam ile boşandığı eşiyle ...

Mahallesi, 2283 Sokak, No:36/1 ... adresinde birlikte yaşadıklarının sabit olmadığı, ...'ın 16/04/2014 tarihine kadar ...'de çalıştığı, ...'na 2010 ve 2012 yıllarında yapmış olduğu kredi başvurusunda adresini öyü olarak bildirildiği, bu bildirimin gerçek olmadığının kanıtlanamadığı, buna göre davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığının dosyadaki tüm deliller ve tanık anlatımları ile sabit olduğu ve Dairemizce SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen 05/06/2017 tarihli yazı cevabıyla da hak sahibi olarak babasından ölüm aylığı bağlanması için gerekli şartları taşıdığının belirtildiği,

bu nedenle davanın kabulü yönünde yeterli delil bulunmasına rağmen davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b maddesinin 2. alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın kabulü yönünde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir. “ gerekçesiyle

“1-Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b maddesinin 2. alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Davacının davasının kabulü ile; davacı ...(TC:[TCKN])'in 01/08/2014 tarihinden itibaren ölü babası Ali Rıza YURTSEV'den dolayı yetim aylığı alması gerektiğinin TESPİTİNE, aylıkların hakediliş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan TAHSİLİNE, aksi yöndeki kurum işleminin İPTALİNE” karar verilmiştir.

E)Temyiz: Davalı vekilince; “Davacı ayrı yaşadığını ispatlayamamıştır. Kredi başvurusunda bankaya bildirilen adresler kişinin beyanına dayanmaktadır, ayrı yaşamanın ispatı olamaz.” gerekçesiyle davanın reddi talep edilmiştir.

F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:

Dava; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile maaşın kesildiği 27/03/2014 tarihinden itibaren yeniden bağlandığı tarihe kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.

5510 sayılı Kanunun 56. maddesinin ikinci fıkrasında, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir.

Anılan 56. madde de, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir.

Maddede boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı,

kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır.

Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun/yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08/12/2003 tarihinde eşinden boşandığı, 29/08/2003 tarihinde vefat eden babasından dolayı yetim aylığı aldığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak Kurumca 20/10/2008-19/05/2011 dönemi ödenen aylıklar ve işleyen faizinin borç çıkarıldığı, davacının sözkonusu kurum işleminin iptali ile yetim aylığının yeniden bağlanması istemiyle ...

3.İş Mahkemesi'nin 2011/867 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı, Mahkemenin 28/01/2014 tarih ve 2014/16 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2014 tarih ve 2014/6741-2014/10354 E.K.

Sayılı ilamı ile kararın onanarak kesinleştiği, davacının bu defa kesinleşen kararın kapsamı dışında, 01/08/2014 tarihinden itibaren müteveffa babasından ölüm aylığı alması gerektiğinin tespiti talebiyle işbu davayı açtığı,ilk derece Mahkemesince “davacının eşinin ikamet adresini değiştirmesinin tek başına ayrı yaşamanın ispatı bakımından delil kabul edilemeyeceği, dosyada toplanan delillerin tarafların birlikte yaşadığını gösterdiği” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye mahkemesince aksi görüşle, Kurumdan davacının aylık bağlanması koşullarını taşıyıp taşımadığının sorulduğu, Kurumdan talep tarihinde sigortalı çalışmalarının olduğunun bildirildiği, talep edilmesi halinde işten çıkış tarihini takip eden aybaşı itibariyle (01/11/2014) aylık bağlanabileceğinin bildirildiği, davacının dava tarihi itibariyle aylık bağlanma koşullarını taşımadığının anlaşıldığı, buna rağmen ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ancak; davacının dava tarihi itibariyle sigortalı çalışmaları bulunması nedeniyle, talep tarihinden itibaren aylık bağlanma şartları bulunmadığından davanın reddine, karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı SGK vekilinin temyiz başvurusunun kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31/05//2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2017/5041, K. 2018/5183, 31 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2017/5041
Karar No
2018/5183
Tarih
31 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2017/5042 K.2018/3486
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2017/5042 K.2018/4465
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2017/5043 K.2018/13418
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2017/5045 K.2018/8025
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2017/5045 K.2018/13419
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2017/5046 K.2018/9967

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.