KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2018/411 E., 2019/1125 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2019
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
868 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Asıl ve birleşen davalar bakımından.
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle, asıl ve birleşen davaların kımen kabulüne, 142.972,21 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/02/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, 18/05/2006 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı lehine 112.972,21 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Dosya kapsamından, davacının davalı işveren şirkette çalışırken gönderildiği yurtdışındaki Havalimanında uzay çatı montajı işinde çalışırken 10 metre yükseklikteki tavandan zemine düşerek yaralandığı, maluliyet oranın davacının kabulü ile %19 olarak kesinleştiği, iş kazasının gerçekleşmesinde davalı işverenin %80 kusurlu, davacı işçinin ise %20 oranında müterafik kusurlu olduğunun tespit edildiği,
mahkemece verilen 30/12/2014 tarihli ilk kararda davacı lehine 112.972,21 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Dairemizin 22/11/2016 tarih 2016/4021 Esas ve 2016/14439 Karar sayılı ilamıyla davacı sigortalının yurt dışında çalıştığı dönem bakımından kazalandığı işin muhtemel bitme süresi de gözetilerek yurt dışında aldığı,
asgari ücretin 2,36 katına denk gelen ücretine göre, sonrası dönem yani yurt dışındaki işinin bitip yurda döndükten sonraki dönem bakımından ise bordrolarda yeralan ücretine göre hesaplamanın yapıldığı yeni bir bilirkişi hesap raporu almak, davacının %19,00 sürekli işgöremezlik oranına yönelik 13/12/2012 tarihli celsedeki kabulünü, yine 11/06/2013 tarihli hesap raporunda belirlenen zarar tutarına yönelik kabulünü göz önüne alıp usuli kazanılmış hakları gözeterek, tüm delilleri bir arada değerlendirip neticesine göre bir karar verilmesi,
aynı zamanda davacı yararına hükmedilen 60.000,00 TL manevi tazminat fazla olduğu belirtilerek bozulduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.3.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir.
Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır.Somut olayda, bozmaya uyularak yapılan yargılamada hesap bilirkişiden 02/05/2017 tarihinde rapor alınmış ve bozma kapsamıyla uyumlu şekilde manevi tazminata hükmedilmiş ise de;
bozma kararında açıkça işaret olunduğu üzere maddi tazminatın belirlenmesinde oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak maddi tazminat alacağının 11/06/2013 tarihli hesap raporunda tespit edilen 102.089,35 TL olarak belirlenmesi gerekirken bozmaya aykırı olacak şekilde bu miktarı aşar miktarda 112.972,21 TL maddi tazminata hükmedilmesi kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere açıkça hatalı olmuştur.
Davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/411, K. 2019/1125, 19 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama