KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2018/4326 E., 2019/5434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan ... A.Ş. vekilince duruşmasız, ... vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/09/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan ... Vek. Av. ..., ... Vek. Av. ... geldiler. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Müteveffa sigortalının olayda kusurunun bulunmadığının belli olmasına ve özellikle sorumlular arasındaki kusur dağılımının kendi aralarında görülmesi muhtemel rücu davasında yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; temyiz eden davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ... yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, ihbar olunan Vodafone A.Ş. yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece taleple bağlı olarak karar verilmesi gerektiği HUMK’nun 74 ve HMK ’nun 26. Maddelerinin emredici kuralıdır. Hal böyle olunca dava ve ıslah dilekçelerinde açıkıça tarih belirtilerek hüküm altına alınacak maddi ve manevi tazminatlara 25/04/2009 tarihinden faiz işletilmesi talep edildiğine göre, mahkemece talep aşılarak olay tarihinden faiz işletilmesine karar verilerek talebin aşılması isabetsiz olmuştur.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun, (1) sayılı tarifesinin A.III.1.a maddesinde konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında karar ilâm harcı alınacağı düzenlenmiştir. Buna göre, mahkemece alınması gerekli karar ve ilam harcı hesaplanırken eksik hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesinde; tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla, tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanacağının açıkça belirtilmesine rağmen, mahkemece maddi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden bir kısım davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalıdır.
O halde temyiz eden davalıların bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmelidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, H.M.K.’nun geçici 3. maddesi gereğince ve H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/4326, K. 2019/5434, 24 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama