İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /21. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 21. HUKUK DAİRESİ

İçtihat MetniKARAR

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2018/4522 K.2018/7855

Dava, 01/07/1986 tarihinde hizmet akdine dayalı günün asgari ücretiyle 1 gün çalıştığının tespiti ve sigortalılık başlangıcının da 01/07/1986 olarak tespiti istemine ilişkindir.

Esas2018/4522Karar2018/7855Tarih25 Ekim 2018Okuma6 dk · 1.226 kelime

KÜNYE

21. Hukuk Dairesi 2018/4522 E., 2018/7855 K.·İlk Derece

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Ekim 2018
Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi
Mahkemesi
2. İş Mahkemesi
A)Davacı İstemi
—
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.226 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Dava, 01/07/1986 tarihinde hizmet akdine dayalı günün asgari ücretiyle 1 gün çalıştığının tespiti ve sigortalılık başlangıcının da 01/07/1986 olarak tespiti istemine ilişkindir.

B)Davalı Cevabı:

Davalı Kurum vekili, davanın kabulü için işe giriş bildirgesinin yanında fiili ve gerçek çalışmanın var olması gerektiğini, emekliliği hak etme şartlarının sigortalılık başlangıcına göre farklılık göstereceğini, iddianın yazılı delil ve belge ile ispatlanması, sadece tanık beyanlarına göre karar verilmemesi, tanıkların Yargıtay’ın tanıklık için aradığı niteliklere sahip olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

İlk Derece Mahkemesince ; “ .... dinlenen bordro tanığı ... ... Tic. Şirketinde 1986-1990 yılları arasında muhasebeci olarak sürekli çalıştığını, tarafına gösterilen davacıya ait işe giriş bildirgesinin o dönemde kendisinin yanında çalışan ... adli kişiye ait olduğunu, bordro tanığı ... beyanında davacıyı iş yeri arkadaşı olması nedeni ile tanıdığını, kendisinin ... 17-18 yaşlarında 1 yıl kadar çalıştığını, plastik enjeksiyon elemanı olduğunu, davacı ... işe başladığında tanıdığını ve onun da plastik enjeksiyon işi yaptığını, işe giriş bildirgesindeki fotoğrafı da hatırladığını beyan etmiş olup davacının ... Plastik Sanayi Ticaret unvanlı iş yerinde fiilen çalıştığı sabit olmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle

“Davanın KABULÜ ile, Davacının 01/07/1986 işe giriş tarihli sigorta bildirgesi gereğince sigorta başlanğıç tarihinin 18 yaşının ikmal ettiği 11/07/1987 olarak tespitine, ” karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu;

Davalı Kurum vekili; işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmanın ispatı olamayacağını, çalışmanın kayıtlı tanıklarla ispat edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

Bölge Adliye Mahkemesince “Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 01.07.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin ... sicil numaralı ...

Plastik Sanayi ve Ticaret ... isimli işyerinden Kuruma verildiği, Kurum kayıtlarına işlendiği, işyerinin 01.10.1985-31.12.1989 tarihleri arası Yasa kapsamında olduğu, işe giriş bildirgesinin aynı yılın serilerinden olduğu,davacının hizmet cetveline göre ilk sigortalılığının 01.12.1986 tarihinde başladığı, işyerinin 1986/2.dönem bordrolarının verilmediği, tanık ... ...

Plastikte 1982 yılında çalışmaya başladığını, 2006 yılına kadar çalıştığını, davacının kendisinden sonra çalışmaya başladığını, 1 yıl kadar çalıştığını, yaşı küçük olduğu için getir götür işlemi yaptığını beyan ettiği, bu tanığın 1985/2, 1986/1, 1986/3, 1987/1-2-3, 1988/1.dönem bordrolarında isminin bulunduğu, tanık ... 'ün ...

Plastikte 1 yıl çalıştığını, işe başladığında davacının orada olduğunu, plastik enjeksiyon işi yaptığını, işe giriş bildirgesindeki fotoğrafın davacıya ait olduğunu beyan ettiği, bu tanığın 1986/3,

1987/1.dönem bordrolarında ismi olduğu,dinlenen tanık beyanları ile davacının çalışmalarının ispatlandığı,işe giriş bildirgesinin davacının çalışmalarına karine teşkil ettiği,davalının istinaf talebinin yerinde olmadığı,mahkeme tarafından davacının 01.07.1986 tarihinde 18 yaşını doldurmaması sebebiyle 1 günlük çalışmasının prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmemesinin hatalı olması nedeni ile hükmün bu yönü ile düzeltilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle

“ 1-Davalının istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-... 2.İşMahkemesi'nin2015/434 Esas,2017/147Karar sayılı 02.05.2017 tarihli kararının kaldırılmasına,

3-Davanın kabulüne, Davacının ... sicil numaralı işyerinde 01.07.1986 tarihinde 1 gün çalıştığının tespitine,1 günlük çalışmasının prim ödeme gün sayısına dahil edilmesine,sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 11.07.1987 tarihi olarak tespitine, ” karar verilmiştir.

E)Temyiz:

Davalı Kurum vekili “Sadece işe giriş bildirgesinin varlığı çalışmanın ispatı değildir. Fiili çalışmanın varlığı Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre ispatlanamamıştır. ” gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur

F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 108.maddesinin 1. fıkrasında; " Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir." hükmü düzenlenmiştir.

Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa'nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 11/07/1969 doğumlu davacının bildirgedeki işe giriş tarihi olan 01/07/1986 tarihinde 17 yaşında olduğu, toplanan delillerin davanın kabulü için yeterli olduğu ancak davacının, sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilen 11.07.1987 tarihinden önce 01.12.1986 tarihinden itibaren 4/a sigortalılığı bulunması nedeniyle davayı açmakta hukuki yararı olup olmadığı hususu irdelenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırma-malıdır. (Arslan, ...; ... : ..., ...: Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII)

Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K.sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir. (...) Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Öte yandan, bu hukuksal yararın, “hukuki ve meşru”, “doğrudan ve kişisel”, “doğmuş ve güncel” olması gerekir (..., ...: Davada Menfaat, ... 2009, s.135)

Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, “dava şartı” olarak kabul etmiştir. Bu şart, “dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri” olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan “olumlu dava şartları” arasında sayılmaktadır. Nitekim, aynı görüş, Hukuk Genel Kurulu'nun 24.11.1982 gün ve 1982/7-1874 E.-914 K., 5.6.1996 gün ve 1996/18-337 E.-542 K.; 10.11.1999 gün ve 1999/1-937 E.-946 K.ve 25.05.2011 gün ve 2011/11186 E.-2011/352 K.sayılı kararlarında da, benimsenmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1.fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır. Bir davada , hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.

Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının, mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olaya veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir.

Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.

Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir.

Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297)

Somut olayda; davacının tespitini istediği sigorta başlangıç tarihi olan 01/07/1986'nın 18 yaşını tamamladığı tarihten önce olması nedeniyle tespiti yasal olarak mümkün olmadığından, Mahkemece doğru belirlenen, 18 yaşını doldurduğu güne karşılık gelen 11/07/1987 tarihinden önce de, 01/12/1986 tarihinde zaten sigortalı hizmetinin yöntemince davalı Kurum'a bildirildiği anlaşıldığından, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge adliye Mahkemesince YENİDEN VERİLEN “Davanın Kabulü” KARARI BOZULMALIDIR.

G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Tüm dosya kapsamına göre 01/07/1986 tarihinin başlangıç olarak tespitinde 506 sayılı yasanın 60/G maddesi uyarınca bir günlük sürenin prim ödeme gün sayısına dahil edilecek olması karşısında davacının hukuki yararı bulunduğundan kararın onanması gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılamamaktayız.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/4522, K. 2018/7855, 25 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/4522
Karar No
2018/7855
Tarih
25 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2018/4522 K.2018/10440
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2018/4522 K.2018/6916
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2018/4522 K.2018/8881
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2018/4523 K.2018/10569
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2018/4523 K.2018/8752
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2018/4523 K.2018/10439

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.