KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2019/3646 E., 2020/1739 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2020
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
662 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan iş verene ait iş yerinde geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Kurum ve davalı işverenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 19.09.1999-01.01.2004 tarihleri arasındaki kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtay'ın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.Somut olayda.
Mahkemece 12/03/2014 tarih ve 2012/24 E - 2014/92 K sayılı ilamı ile “davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 19.09.1999-31.12.1999 ve 01.01.2002-01.10.2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, davacının tespit edilen zorunlu sigortalılık dönemi ile çakışan 01.10.2002-31.08.2003 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılık süresinin iptaline, karar verilmiş” olup kararın davalılar tarafından temyiz edildiği,
Dairemiz 08.06.2015 tarih 2014/16307 E -2015/13054 K sayılı ilamı ile araştırma bozması yapılarak “çalışmanın kesintili olduğunun tespiti halinde ilk dönem bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğini göz önüne almak,
ancak kesintisiz bir çalışma olduğunun tespit edilmesi durumunda kazanılmış hakları da göz önüne alarak sonucuna göre karar vermek” gerektiği belirtilmiş olup Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek araştırmanın genişletildiği “Davanın kabulüne ve davacının 19/09/1999-01/01/2004 tarihleri arasında hizmet akti ile sigortalı çalıştığının tespitine” karar verildiği buna göre 01.01.2002-01.10.2003 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesinde bir hata bulunmadığı,
ancak mahkemenin 12/03/2014 tarih ve 2012/24 E - 2014/92 K sayılı kararını temyiz etmeyen davacı lehine ve temyiz eden davalılar aleyhine karar verilemeyeceği göz önünde bulundurulmadan 01.01.2002-01.10.2003 tarihleri dışında kabul kararı verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/3646, K. 2020/1739, 1 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama