KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2019/4297 E., 2019/6812 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2019
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlerle, temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı lehine 77.271,53 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen 20/10/2015 tarihli ilk kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 20/02/2018 tarih ve 2016/9412 Esas – 2018/1488 Karar sayılı ilamıyla, davalılar vekillerinin tüm, davacının ise temyiz itirazlarının sair yönleri reddedilmek suretiyle,manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde bozmaya uygun olarak manevi tazminat hakkında karar verilmekle beraber; bozma kapsamı dışında kalan maddi tazminat hakkında yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda; Mahkemece verilen 20/10/2015 tarihli ilk kararın Dairemizin 20/02/2018 tarihli kararıyla manevi tazminat yönünden bozulduğu, bu yönüyle ilk kararda hükmedilen maddi tazminatın ve ferisi niteliğindeki, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve harcın kesinleşmiş olduğu dikkate alındığında bu hususlar hakkında yeniden karar verilmesi usuli kazanılmış hakka aykırı olmuştur.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/4297, K. 2019/6812, 12 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama