KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/10702 E., 2012/11499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının hiçbir ifadesi ve savunması alınmadan iş sözleşmesine haksız yere son verildiğini, tebliğ edilen, ... 2. Noterliğinin 10.02.2011 tarih ve 004390 sayılı iş sözleşmesinin feshine ilişkin ihbarın ekinde yer alan ve feshe dayanak teşkil edilen Yönetim Kurulunun 07.02.2011 tarih ve 4 sayılı kararının altında üç yönetim kurulu üyesi bu işleme muhalefet şerhi koyduğunu, bunun bile kararın haksız olduğunu karine teşkil ettiğini savunarak arz ve izah edilen ve res'en nazara alınacak sebeplerden dolayı diğer tüm kanuni hak ve talepler saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile, feshin geçersizliğine, davacı müvekkilimin işe iadesine, davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesindeki haklarının belirtilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının müdür olmasına rağmen yönetim kurulu üyelerine kooperatifin işleyişine dair taleplerine cevap vermelidir, müvekkilinin bu yönde karar almasını gerek 4857 sayılı Kanun'da gerekse kooperatifler kanununda var olan hak ve yetkilerden olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesinde belirtildiği şekilde işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmadığı anlaşıldığından davanın kabulü yönünde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası kurulmuştu
Davalı vekili süresinde vermiş olduğu temyiz dilekçesinde, davalı tanığı ... Sincan’ın “daha sonra kooperatifle ilgili bir konuyu kendisine sorduğumda bana cevap veremeyeceğini söyledi bende kendisine cevap vermesini söyledim bunun üzerine aramızda tartışma meydana geldi ancak gene hakaret veya küfürleşme olmadı, son dönemlerde yönetim kurulu üyeleri ile davacı arasında bir kopukluk meydana gelmişti” şeklindeki beyanının,
tanık ...’in “hatta ... isimli üyeye kötü söz söylediğini ben kendisine söyledim oda bana söyledim tabi burada ben ona daha orman kanunlarını uygulayacağım diye cevap verdi davacının bana karşı herhangi bir küfür hakareti söz konusu değildir” şeklindeki beyanının davacının iş sözleşmesine ve ahlakına yakışmayan hareketler olduğu ve bu sebep kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının davalı kooperetifin yönetim kurulu ile uyumlu olmadığı bu konuda yapılan uyarılara da karşı olan bir tutum sergilediği ve özellikle kooperetif üyesi ... ’a karşı tutum ve konuşmasının doğru olmadığının kendisine hatırlatıldığı halde “ben ona daha orman kanunlarını uygulayacağım” diyerek üyelere karşı görevinin gerektirdiği duyarlılık içerisinde davranmadığı davacının tüm dosya içerisinden sabit olan tutum ve davranışlarının hizmet sözleşmesinin feshi için geçerli sebep oluşturuduğu gözetilmeden davanın kabülüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/10702, K. 2012/11499, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama