KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/12791 E., 2012/5091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
1.299 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebebe dayanmaksızın feshedildiğini belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesi disiplin yönetmeliği kapsamında tazminatsız feshedilebilecekken, kişinin aşırı borçlu olması dikkate alınarak tazminatlarının ödendiğini, disiplin yönetmeliğinin kınama cezasını gerektiren eylemler başlığı altında gelirine ve malvarlığına oranla aşırı borçlanmak, bu hali sürekli devam ettirmek, borçlarına bağlı yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemek durumunun bulunduğunu, aynı başlık altında, eylemlerin tekrarı ve alışkanlık haline getirilmesi durumunda bir üst cezanın uygulanacağının düzenlendiğini, disiplin soruşturmasıyla elde edilen verilerin feshi gerektirdiğini, feshin haklı nedene dayandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının, işveren tarafından tazminatları ödenmek suretiyle iş sözleşmesinin feshedildiği, toplam kıdeminin 11 sene 7 ay 8 gün olduğu, 2003 yılında almış olduğu uyarma cezası dışında başkaca savunması alınacak şekilde herhangi bir olumsuz tutumunun kurumca belirlenmediği, davacının borçları olduğu her kadar 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddeye dayalı olarak iş sözleşmesi feshedilmiş ise de, bu madde kapsamında kalacak şekilde kusurlu davranışlarının davalı işveren tarafından ispat edilmediği gibi davacının borçlarını ödemek için şahsi olarak üzerine düşün yükümlülüklerini yerine getirdiği bu anlamda bankaya herhangi bir zararının olmadığı, disiplin işlemi yerine iş sözleşmesinin feshi yoluna giden bankanın feshinin haksız olduğu gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar.
Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Dosya içeriğine göre, bankacılık sektöründe uzun yıllar hizmeti olan ve sektörün sıkı güven ortamını gerektirdiğini iyi bilmesi beklenen işçinin, kredi kartı ve konut kredisi borçlarının aylık geliri ile karşılaştırıldığında belirtilen sınırı zorladığı, davacının aldığı konut kredisini kendi inisiyatifiyle ihtiyacı olan tutardan fazla kullandığı ve tutarın bir kısmıyla kardeşleriyle kantin işletmeciliği ve hayvancılık işleri yaparak ek gelir sağladığı, işlerin iyi gitmemesi üzerine taksitleri ödeyebilmek için kredi kartlarından nakde yönelik işlemler gerçekleştirdiği sabittir.
İş ilişkisinde güven gerekliliğinin en üst seviyede arandığı bankacılık alanında, işverenin işçisine olan güveni işçinin bu olumsuz davranışları sebebiyle sarsılmıştır. Artık iş ilişkisinin devam ettirilmesi işverenden beklenemez.
İşyerinde uygulanan Disiplin Yönetmelikleri ile İlgili Genel İlkeler ve Tanımlar prosedürüne göre kınama cezası verilebilecek haller arasında “gelirine ve mal varlığına oranla aşırı borçlanmak, bu hali sürekli devam ettirmek, bu borçlarına bağlı yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemek“ eylemi de belirlenmiştir.
Aynı başlık altında kınama cezası gerektirir eylemlerin tekrarı ve alışkanlık haline getirilmesi durumunda bir üst cezanın uygulanacağı düzenlemesi de getirilmiştir. Somut olayda, işveren tarafından Disiplin Yönetmeliğinin ilgili hükümleri tatbik edilmiş, işçinin disiplin cezası gerektiren birden fazla eyleminin tekrarı, alışkanlık haline dönüşmesi ve devamlılık göstermesi yüzünden, bir üst ceza olan işten çıkarma uygulanmıştır. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır.
İşe iade isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/12791, K. 2012/5091, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama