KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/14165 E., 2012/8074 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin ekonomik kriz sebebi ile ve iş yerine sunmuş olduğu ayrılma beyanı gereğince işlem yapılarak, ikale ile geçerli sebeple fesih edildiğini, feshin son çare olarak yapıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının işverene müracaat ederek iş ve işverenden kaynaklanmayan özel sebepler ile iş yerinden ayrılmak istediğini, çalıştığı süre sebebi ile talep edebileceği ihbar ve kıdem tazminatlarına ihtiyacı olduğunu, bu sebeple bu bedelin kendisine ödenmesi sureti ile iş sözleşmesinin fesih edilmesini talep ettiği, işverenin yaşanan ekonomik krizinde dikkate alarak davacının bu talebini kabul ettiği, hazırlanan protokolün her iki tarafça kabul edilerek imzalandığı, bu protokol sonucu davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının eksiksiz ödendiği,
yine davacının belirtilen protokol ile işe iade davası açma hakkından tam, kesin ve geri dönülmez bir şekilde feragat ettiği, usulüne uygun olarak hazırlanıp imzalanmış olan bu ikale ile yine davacının fesih bildirimini " okudum kabul ettim" ihtirazı kayıtsız olarak imzalaması karşısında ikalenin geçerli olduğu ve bu anlaşmaya değer verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Dosya içeriğine göre davacının davalı işyerinde çalıştığı sırada 25.01.2011 günlü ikale sözleşmesi ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, 2001 Ocak ayına ilişkin bakiye ücret, yirmibeş günlük makam tazminatına karşılık toplam net 17.547,94 TL ödenmesi karşılığında ikale sözleşmesi imzalandığı ve davacının ödenecek haklar karşılığında işgüvencesi hükümlerinden yararlanmayacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ikale sözleşmesinin davalı işverenin istifa etmesi için baskı yaptığını davacının istifa etmemesi üzerine başka sigorta şirketlerinde çalışmasının engelleneceği yönünde baskı kurularak imzalandığından sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etmiştir.
Dosya içeriğinden, ikale ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi iradesinin ekonomik kriz gerekçesiyle işverenden geldiği anlaşılmaktadır. İstifa dilekçesi ile aynı tarihli fesih bildirimi ile bu durum doğrulanmaktadır. Kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi haricinde davacıya ek bir ödeme ile makul yarar sağlanmamıştır. Bu durumda iş sözleşmesinin sonlandırılmasına yönelik anlaşmanın varlığından söz edilemez. İşverenin dayandığı ikale geçerli değildir. Mahkemece hatalı değerlendirme ile geçersiz ikaleye değer verilerek davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/14165, K. 2012/8074, 20 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama