KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/15820 E., 2012/8782 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacıya zorla istifa dilekçesi imzalatıldığını, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kendi isteği ile istifa ederek işyerinden ayrıldığını, haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hizmet sözleşmesinde işçinin işyeri sırlarını saklama yükümlülüğüne aykırı davranması halinde öngörülen 100.000 Euroluk ceza-i şart kendisine ödetileceği baskısı altında davacının dilekçe yazdığı, gerçek istifa iradesinin bulunmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkanı vermez.
Somut olayda çaycı olarak çalışan davacının eli ile yazdığı "çalışma sürem içinde doğan tüm kanuni ve akdi haklarımı aldım. İşyerinizden şahsi gerekçelerim ile kendi istek ve rızam ile herhangi bir baskı olmadan ayrılmak istiyorum" şeklinde istifa dilekçesi imzaladığı ve iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine göre davacı tarafından şirketten ayrılan ve yeni şirket kuran eski yönetici ...'e şirketin katılacağı fuar, çıkaracağı yeni ürünler ile ilgili bilgi verildiği, davacının eski yöneticinin şirketinden çıkarken görüldüğü tanık beyanları ile sabittir.
Davacının iş sözleşmesinde sır saklama yükümlülüğüne aykırı hareket halinde 100.000 Euroluk ceza-i şart ödenmesine ilişkin madde bulunduğu, istifa ettiği takdirde cezai şartın tahsil edilmeyeceğinin davalı tarafından söylenmesi üzerine istifa dilekçesini imzaladığı dosya kapsamından anlışılmaktadır.. Davacının istifa etmesine sebep olan sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranışı haklı fesih sebebidir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/15820, K. 2012/8782, 4 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama