KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/16273 E., 2012/13390 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, iş sözleşmesinin işverence sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini, feshin sendikal nedene dayanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece fesih için geçerli bir nedenin kanıtlanmadığı, feshin sendikal nedene dayandığı gerekçesi ile isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun "sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" başlıklı 31. maddesini üçüncü fıkrasına göre; işveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz; beşinci fıkrasına göre;
işçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre ise; sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde ise, 4857 sayılı Kanun'un 18, 19, 20 ve 21. madde hükümleri uygulanır.
Ancak, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz.
Dosya içeriğine göre, davacının 03/07/1989-11/02/2011 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde postabaşı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 11.02.2011 tarihli fesih bildirimi ile, davacının çalışmalarından verim alınamadığı ve hizmetinden istifade edilemediği gerekçesiyle, icra komitesinin 07.02.2011 tarihli kararı ile 4857 sayılı Kanun'un 17, 18 ve 19. maddelerince tazminatları ödenmek suretiyle feshedildiği,
davacının 14.01.2011 tarihli savunmasında, iddiayı kabul etmediğini, savunma istenen konunun açık olmadığını, çalışmasına ilişkin evrakların işyerinde olduğunu, savunma talep edilmeden önce emekliye ayrılmasının istendiğini, emekliye ayrılmaması halinde iş akdinin feshedileceğinin söylendiğini, emekliliğe hak kazanmanın işten ayrılmayı gerektirmeyeceğini, işini özveri ile yapan bir çalışan olduğunu belirtildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, fesih için geçerli bir nedenin varlığı davalı işverence kanıtlanmadığından mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetlidir. Ancak; işyerinde halen çalışan sendikalı işçilerin bulunması, sendikal fesih nedeni olarak belirtilen olayın fesihten yaklaşık iki yıl önce gerçekleşmiş olması ve işten sadece sendikalı işçilerin çıkarıldığının davacı tarafından ispatlanamaması karşısında davacının iş akdinin sendikal nedenle feshedildiğinin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/16273, K. 2012/13390, 14 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama