KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2011/18213 E., 2012/9851 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 1. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 04/10/2011
- Numarası
- 2010/1138-2011/781
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının hastalığı sebebiyle uygun bir işte çalıştırılması yolu denenmeden iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin iş sözleşmesi, sık sık rapor alarak iş akışını ve düzeninin bozulmasına sebebiyet vermesi ve buna bağlı olarak oluşan verimsizliği sebebiyle işveren tarafından feshedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının fesihten önceki son altı ay değişik tarihlerde ve farklı rahatsızlıklardan dolayı yirmibir kez toplam ellialtı gün rapor aldığı, işverence bu durumun işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve verimini etkilediğinden söz edilerek davacının uyarıldığı, buna rağmen davacının aynı tutumunu sürdürmesi üzerine davacıdan savunması alınarak iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının sık sık aldığı kısa süreli raporlardan dolayı işyerinde çalışma düzeninin olumsuz etkileneceği, iş düzeninin bozulacağı açıktır. Bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep niteliğinde olduğundan, işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayandığı gözetilmeden davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile davanın kabulü bozmayı gerektirir.
4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/18213, K. 2012/9851, 14 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama