KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/10148 E., 2012/24410 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Dava
Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.11.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı adına Avukat Abdurrahim İlter ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının davalı firmanın ...'daki işyerinde bölge müdürü olarak çalışması sonrasında iş sözleşmesinin feshi üzerine açılan işe iade davasında verilen işe iade kararının onandığını, süresi içinde yapılan işe iade talebinin işverence kabul edilmediğini, feshi takip eden dört aylık sürenin de davacının hizmetlerine dahil edilmesi gerektiğini, davacının tüm çalışma süresinde fazla mesai ile hafta tatilleri dahil çalıştırıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatlarının yanında, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının 13/12/2005 tarihinde işten çıkışı esnasında ödendiğini, davacının şirkette çalışırken günlük çalışma programına uygun olarak çalışıp tüm ücretlerini aldığını, fazla çalışma uygulanmadığını, yapılan sözleşme uyarınca ancak yetkili amirinin izni ile fazla çalışma yapılabileceğini, buna göre bir fazla çalışma olmadığından hak kazanmadığını, Cumartesi günü çalışmanın olmadığını, haftalık plan dahilinde çalıştığını, kaldı ki olsa bile bunun ücretine hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, kesinleşen işe iade kararının ardından işe başlatılmayan işçinin fark kıdem ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır.
Karar her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2-Davalı temyizine gelince;
A)Davacının, davalı şirkette bölge müdürü olarak görev yaptığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Görev bölgesinde davacının üstünde emir ve talimat veren başka bir çalışan bulunmamaktadır. Davacı, bölgesi dahilinde günlük çalışma sürelerini kendi inisiyatifi ile belirleyebilecek durumdadır. Başka bir anlatımla davacının görevi ve şirketteki konumu dikkate alındığında, günlük ve haftalık çalışma sürelerini belirleme yetkisine sahip olduğunun kabulü gerekir.
Ayrıca işçinin ücretinin de işin niteliği ve belirtilen konumuna göre yüksek belirlenmiş olduğu da dikkate alınmalıdır. Buna göre fazla mesai ücreti talebinde bulunamayacağı gözetilmeden, bilirkişinin açıklanan ilkelerle bağdaşmayan tanık anlatımlarına dayanarak hesapladığı miktara göre fazla mesai ücreti alacağına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
B)Dava dilekçesinde, dava konusu alacakların net olarak tespit ve hükmedilmesine dair bir açıklamaya yer verilmemiştir. Gerek Dairemizin ve gerekse Yargıtayın yerleşik uygulaması, açıkça net miktarların talep edilmediği durumda, sabit olan alacaklarda brüt miktarlara hükmedilip kanuni kesintilerin infaz aşamasına bırakılması yolundadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının alacakları net olarak hesaplanıp işverence yapılan net ödeme bu miktardan düşülerek sonuca gidilmişse de, davalı vekili özellikle vergi miktarı bakımından netleştirmenin farklı olduğunu belirterek itirazda bulunmuştur. Gerçekten yapılan incelemede işverence fesihte ödenen ihbar tazminatından % 30 oranında gelir vergisi kesintisi yapıldığı halde, bilirkişi hesabında % 15 oranında kesinti yapıldığı görülmüştür.
Kesintilerin infaz aşamasına bırakılması en doğru yöntem olduğundan ve yerleşik içtihatlar da bu doğrultuda bulunduğundan, davacının alacakları brüt olarak hesaplanmalı, işverence yapılan net ödeme brüte çevrilerek düşüldükten sonra “yasal kesintiler infaz sırasında nazara alınmak kaydıyla” alacaklara hükmolunmalıdır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/10148, K. 2012/24410, 6 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama