KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/11563 E., 2012/20370 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı şirkette 11.03.2005 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında Ürün Uzmanı Makine Mühendisi olarak çalışmaya başladığını, tarafına 18.10.2011 tarihli ve iş sözleşmemin feshi hakkında konulu bir tebliğle "11.03.2005 tarihinden beri çalıştığınız şirketimizdeki iş sözleşmesinin, performans düşüklüğü ve verimsiz çalışma sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca ve bildirim süresine ait ücretiniz peşin ödenmek suretiyle 18.10.2011 tarihinde feshedilmiştir" denilerek imzalatıldığını, akabinde yine aynı tarihli ibraname hazırlanarak tarafına imzalatıldığını,
ibranamede yer alan tazminatlarının ödendiğini ancak bu ay ödenmesi gereken prim alacağının halen ödenmemiş olduğunu, 11.03.2005 tarihli iş sözleşmemin feshinin İş Kanununa aykırı olarak gerçekleşmiş olduğunu, işten çıkarılmasında hiç bir haklı sebep bulunmadığı gibi çalışması,
hareketleri vs. dair hiç bir konuda yazılı bir uyarıda bulunulmadığı gibi, savunma da bulunmasının da talep edilmediğini, ayrıca bu süreçte hedeflerine ulaştığı için ücretinin yanı sıra prim alacaklarının da tarafına ödenmeye devam edildiğini, hal böyle iken bir sabah tarafına performans düşüklüğü ve verimsizliği sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini, feshin usulsüz ve hukuken geçersiz olduğunu, açıklanan sebeplerle işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
davacının kanuni süre içerisinde başvurmasına rağmen işverenin davacıyı süresi içinde işe başlatmaması halinde davalı işverenin ödemesi gereken tazminat miktarının takdiren işçinin sekiz aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine, davacının işe iade için kanuni süresinde işverene başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, “Davacı tarafın iş sözleşmesi, dava dilekçesinde belirtildiği şekilde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle 18.10.2011 tarihinde fesholunduğunu, davacı tarafından açılan işe iade davasının kanuni bir aylık süre içinde açılmamış olduğunu, müvekkili şirketin tüm uyarı ve eğitim çalışmalarına rağmen, davacı tarafın iş verimliliği ve performansı yeterli düzeyde olmadığını, davacı tarafın uzun zaman süresince ortaya koymuş olduğu iş performansı çok düşük kaldığı gibi, diğer çalışanları da olumsuz etkileyecek düzeyde olduğunu, müvekkili şirketin davacının iş sözleşmesini tamamen bu sebepten,
yani iş performansının ve verimliliğinin düşük olmasından dolayı feshettiğini, ihbar ve kıdem tazminatlarının davacıya ödenmiş ve davacı da müvekkil şirketi ibra etmiş olduğunu, izah edilen sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir. Somut olayda, mahkemece usul ve kanuna uygun olarak davanın kabulüne karar verildiği halde davacı lehine vekili olmamasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/11563, K. 2012/20370, 28 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama