KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/11741 E., 2012/18877 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebep olmaksızın işverence feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, feshin de geçerli sebebe dayandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, feshin geçerli sebebe dayanmadığı, feshe dayanak olarak gösterilen yönetmelikte yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazananların sözleşmelerinin feshedileceğine dair hükmün işverene geçerli fesih imkanı vermeyeceği, tanık anlatımlarına göre, bu kurala aykırılık teşkil eden uygulamaların da işyerinde yapılmış olduğu gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 4857 sayılı Kanun'un 18. madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır.
Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacının işyerinde genel müdür yardımcısı unvanıyla çalışmasını sürdürdüğü görülmektedir. Davacı, yukarıda açıklandığı şekilde işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilinin yardımcısı konumunda olduğundan, kanun gereği işveren vekili sayılmaktadır. Bu husus daha önceki yargılama sürecinde gözden kaçırılmıştır. İşçinin işveren vekili olmaması gerekliliği hususu dava şartlarından olup, kamu düzeninden sayıldığından her aşamada dikkate alınması gerekir. Davacı, işgüvencesi hükümlerinden yararlanamayacağından işe iade isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/11741, K. 2012/18877, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama