KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2012/15671 E., 2013/4578 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, tasarrufu teşvik ve nema alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, davalı Belediyede çalıştığını, Nisan 1998 yılından Mayıs 2000 yılına kadar davalı işverenin 3417 sayılı Kanun gereği, ücretinden kesilen tasarruf teşviki kesintilerini ve kurum katkı payını ilgili bankaya yatırmadığını beyanla, tasarrufu teşvik kesintisi ana para ve nema alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu edilen alacakların bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin dava konusu alacaklara hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, tasarrufu teşvik kesintisi ve katkı paylarının ilgili bankaya yatırılmaması nedeniyle, Mülga 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun ve 4853 Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun hükümleri uyarınca tasarrufu teşvik kesintisi, kurum katkısı ve nema alacağının tahsiline karar verilmesi isteğine ilişkindir.
Resmi Gazete'nin 14.10.2011 tarih ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20.12.2010 tarih ve 2010/156 esas-328 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davalarda idari yargı yeri görevlidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yargı yolunun caiz olması, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/15671, K. 2013/4578, 5 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama