KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/1718 E., 2012/18863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı T.C. ... avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının... Çocuk Hastanesinde bilgi işlem personeli, bilgisayar elemanı olarak çalıştığını, emir ve talimatları Hastane yetkililerinden aldığını, asıl işvereninin davalı bakanlık olduğunu, 01.01.2011 tarihindeki ihaleyi başka bir şirketin kazandığını, iş sözleşmesinin de geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Bakanlık vekili, davacının ... Hizmet Org.İnş. Taah. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin işçisi olarak çalıştığını, bakanlığın ihale makamı olması sebebiyle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, esas yönünden de davacının düzensiz ve problemli bir çalışan olduğunu, hakkında çok sayıda tutanak tutulduğunu iş sözleşmesinin diğer davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, bakanlıkla aralarındaki hizmet alım sözleşmesinin sona erdiğini, sözleşmelerinin süresi belli olduğu için işçinin süre bitiminde işten çıkarılacağını bildiğini, kendilerinin ihaleyi almasından önce hastanede çalışmaya başlayan davacının bilgi işlem elemanı olduğunu, oysa kendilerinin temizlik işini aldıklarını, kendileri ihaleyi alamadıkları için davacının talep ettiği gibi hastanedeki işinde çalıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalılar arasında hizmet ihale sözleşmesinin muvazaalı olduğu, davacının temizlik firması elemanı olarak gözükmesine rağmen bilgisayar işlerinde çalıştırıldığı, personel üzerindeki denetim ile işe alıp çıkarma yetkisinin tamamen hastane yönetiminde olduğu kağıt üzerindeki resmi işlemlerde sadece ihaleyi alan şirketlerin sorumlu olduğu anlaşıldığından davalılar arasında gerçek bir asıl işveren- alt işveren ilişkisinden söz edilemeyeceği, ayrıca fesihte açık ve kesin sebep gösterilmediği gerekçesiyle, feshin geçersizliğine ve davacının davalı ... nezdinde işe iadesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesine göre bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.
Somut olayda, davalı ... Bakanlığına bağlı hastanenin genel temizlik hizmetleri alımı, personel ile ana bina, semt poliklinikleri ve çevrelerinin temizliği işi ile bunun yanında bilgisayar veri giriş hizmetleri işi konusundaki hizmet alım sözleşmesi ile diğer davalı şirket tarafından üstlenilen işler, alt işverene verilebilecek işlerden olup, davacı tarafından da muvazaa ispatlanamadığından, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunun kabulü gerekir. Asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı da dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/1718, K. 2012/18863, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama