KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/17340 E., 2012/23562 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, işe iadeye karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.
Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacı amiri Yıldırım Teoman'a gönderdiği 12.05.2010 tarihli e-postada görevinin otuz haziranda sona erdiğini, bu durumu diğer çalışanlarla paylaşmak istediğini belirtmiş, amiri ise davacıya gönderdiği aynı tarihli e-posta ile sakınca olmadığını bildirmiştir. Kaldı ki davacı vekili yargılama aşamasında 12.05.2010 tarihinde davacının işten çıkarılacağının amiri tarafından bildirildiğini beyan etmiştir.
Dolayısıyla iş sözleşmesinin feshinin davacı işçiye 12.05.2010 tarihinde bildirildiği anlaşılmıştır. İşçiye ihbar süresi verilerek gerçekleştirilen fesihlerde de, fesih bildirimi, bozucu yenilik doğurucu hakkın kullanımı niteliğinde olduğundan, bildirimin muhatabına ulaşması ile hüküm ve sonuç doğurur. Dava ise 26.07.2010 tarihinde kanuni süresi geçtikten sonra açılmıştır. Dava hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/17340, K. 2012/23562, 19 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama