KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/18973 E., 2012/21142 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, işten çıkarma tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; müvekkilin davalı belediyeye ait işyerinde 09.02.2004-28.04.2004 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, sendika üyesi olduğunu, çalışma döneminde geçerli olan Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesince haksız fesih sebebi ile brüt maaşın sekiz katı kadar haksız fesih tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca Toplu İş Sözleşmesinin 36. maddesi gereği dört haftalık ücret karşılığı brüt ücret üzerinden ihbar önellerine uyulmaması sebebi ile tazminat ödenmesi gerektiğini ileri sürerek,
sekiz aylık haksız işten çıkarma tazminatı karşılığı 4.000,00 TL ve bildirim süresine uyulmaması sebebi ile 500,00 TL'nın fazlaya dair hakları saklı tutularak haksız fesih tarihi olan 28.04.2004 tarihinden itibaren işleyecek işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 09.04.2010 havale tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporuna göre davasını ıslah ederek talebini artırmıştır.
Davalı vekili, davacının İş Hukuku kapsamında alacağı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 09.02.2004 tarihinde davalı belediyede, Belediye İş Sendikası üyesi olarak çalışmaya başladığı, davalının 28.04.2004 tarihinde toplu iş sözleşme hükümlerine göre işten çıkarma işlemini yerine getirmediği, bu nedenle, Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesi uyarınca haksız fesih sebebi ile brüt maaşın sekiz katı kadar haksız fesih tazminatına hükmedilmesi gerektiği, ayrıca Toplu İş Sözleşmesinin 36. maddesi gereği dört haftalık ücret karşılığı brüt ücret üzerinden önellere uyulmaması sebebi ile tazminat ödenmesi gerektiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususu taraflar arasında uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
Türk Borçlar Kanunun 179-182. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, 4857 sayılı İş Kanunu'nda konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş Hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte dairemizce bazı yönlerden İş Hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş Hukukunda İşçi Yararına Yorum İlkesinin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir. Yine, Türk Borçlar Kanunun 420. maddesinde “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir” şekline kurala yer verilmiştir.
Borçlar Kanunun 182/son maddesinde fahiş cezai şartın hakim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş Hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.
Somut olayda Toplu İş Sözleşmesinin cezai şart iş güvengesi tazminatından Türk Borçlar Kanunun 182/son maddesince indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/18973, K. 2012/21142, 5 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama