KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/19363 E., 2012/25369 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, davayı usulden reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davalının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini beyanla işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı davacının kurallara uygun çalışmadığından eylemi ile pres makinasına zarar verdiğini feshin hakklı olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece daha önce tüzel kişiliğe uygun tebligat yapılmadığı gerekçesi ile Dairemizce yapılan bozma ilamına uyularak devam edilen yargılmada bu defa bozmadan sonra davacı vekiline verilen iki haftalık kesin sürede gider avansını yatırmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmişitr
Karar davacı vekilince temyiz etmiştir.
Dava 20.01.2010 tarihinde açılmış olup, bu tarihte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlüktedir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448. maddesine göre, “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır”; 450. maddesinde ise, “18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır” hükmü yer almaktadır. Buna göre, 1086 sayılı Kanun döneminde açılmış olsa da, istisnai hüküm bulunmaması sebebiyle, bu davada 6100 sayılı Kanun'un davanın her aşamasında aranan gider avansı dava şartına ilişkin hükümlerin gözetilmesi gerekir.
6100 sayılı Kanunu'nun 114. maddesinde davacının yatırması gereken gider avansı da dava şartları arasında sayılmıştır. Kanun'un 115/2. maddesine göre, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”.
Anılan Kanun'un “Harç ve avans ödenmesi” başlığını taşıyan 120. maddesinde davacının, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu; avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 324. maddesinde ise, “delil ikamesi için avans” düzenlenmiş olup, buna göre taraflardan her biri, ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikâmesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler (f.1). Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır (f. 2).
Görüldüğü gibi, 6100 sayılı Kanun'da gider avansı ile delil ikamesi için ödenmesi gereken avans ayrı maddelerde düzenlenmiş ve farklı sonuçlar bağlanmıştır. Buna göre gider avansı delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderlerini kapsamaktadır. Öyleyse delil ikamesi avansı ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrılması, gider avansı ve delil avansı kalemlerine ilişkin miktarlarının ayrı ayrı belirlenmesi, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması gerekir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, delil ikamesi avansının süresinde yatırılmaması nedeniyle davanın kanıtlanmadığından söz edilebilmesi için, öncelikle o delilin, uyuşmazlık konusu vakıaya ilişkin iddianın ispatı ile doğrudan ilgili olması gerekir. Bu durumda davacı, giderini yatırmadığı delilden vazgeçmiş sayıldığı için davanın kanıtlanamaması söz konusu olabilecektir.
Deyim yerindeyse, o delil olmadan o vakıanın ispatı mümkün olmamalı, taraf, delil avansını yatırmadığından delilden vazgeçmiş sayılınca, o vakıa tümüyle ispatsız kalmalıdır ki bu yönde karar verilebilsin.
Bu bağlamda, herkesçe bilindiği üzere (aslında HMK’da tam yeri olmamasına rağmen), uygulamada hâkimin salt işlerin yoğunluğundan dolayı aldığı bilirkişi raporunun davanın ispatı ile doğrudan ilgili bulunmaması halinde, bilirkişi ücretinin yatırılmadığından söz edilip, kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmaz.
Öte yandan, davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi halinde görünüşte tek bir dava, gerçekte ise talep sayısınca talep ve dava vardır. Bu nedenle dava şartlarının her bir talep (dava) bakımından ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Delillerin ikâmesi ve tahkikat aşaması birlikte yapılmakta ise de ispat noktasında her bir talep (ve bu taleplere ilişkin vakıalar) ve dava bağımsız bir şekilde değerlendirilmelidir.
Somut olayda bozma kararımızdan sonra taraflar usulüne uygun yapılan tebligat uyarınca duruşmaya katılmışlardır.
Mahkemece bozmadan sonraki ilk oturumda davacıya 280,00 TL gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verildiği ve aynı ara kararda varsa bildireceği tanıkları için çıkarılcak tebligatında bu gider avansından karşılanmasının karar verildiği davacının dosya içeriğine göre iki tanık ücretini yatırdığı ancak toplu bildirilen 280,00 TL gideri yatırmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece gider avansı adı altında yatırılmasını istediği masraf kalemlerinin yönetmeliğin hangi hükümlerindeki miktarlar için istendiği açıkça belirtilememiştir. Davacının hangi masraf kalemi için ne kadar ücret yatırması gerektiği ara kararda tek tek açıklanması gerekir.
Davacının hakkındaki fesih bildirimi, devamsızlık tutanakları, presin kırılmasına dair kaza tutanağı ve bunun tamiri için yapılan masrafa ait fatura, davacının ücret belgeleri dosyaya getirtilmiş, tanık masrafı davacı tarafından yatırılmış geriye sadece gerek görülecekse bilirkişi incelemesi kalmıştır.
Kararın bozulmasından önce bu denli delillerin toplanması yapılacak ise sadece bilirkişilik ücretinin kalması ve bu konuda da mahkeme ara kararında bir açıklama bulunmaması, mahkeme kararlarında açık ve netlik olmasının gerekmesi karşısında, somut olayda yapılan masraf ihtarına dair ara kararın usule uygun olmadığı, davacıya yeniden tek tek sayılacak giderler kalemleri ve miktarlarının yazılı olduğu ihtarın çıkarılması gerekirken usule aykırı karar verilmesi bozma sebebidir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/19363, K. 2012/25369, 15 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama