KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2012/195 E., 2012/14521 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
646 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence sendikal sebeple feshedildiğini ... sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin davacının iş güvenliği kurallarına aykırı hareket etmesi ve amirlerine hakaret etmesi nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 27/II h ve ı alt bentleri gereğince feshedildiğini, feshin sendikal nedene dayanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece fesih için geçerli bir nedenin kanıtlanmadığı, feshin sendikal sebebe dayandığı gerekçesi ile isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun “sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı” başlıklı 31. maddesini üçüncü fıkrasına göre; işveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamaz; beşinci fıkrasına göre;
işçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre ise; sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde ise, 4857 sayılı Kanunu’nun 18, 19, 20 ve 21. madde hükümleri uygulanır.
Ancak, 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz.
Dosya içeriğine göre fesih için geçerli bir nedenin varlığı davalı işverence kanıtlanmadığından mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetlidir.
Ancak; feshin sendikal sebebe dayandığına ilişkin kabul hatalıdır. Dosya içeriğine göre, davalı işveren tarafından 2009 yılı Nisan ve Eylül aylarında ekonomik kriz nedeni ile gerçekleştirilen toplu fesihler sonucunda açılan emsal nitelikteki işe iade davalarında, feshin sendikal nedenle gerçekleştiği kabul edilmiş ise de, davacının iş akdi bu fesihlerden 2 yıl sonra gerçekleşmiştir.
Davacının sendikaya 20.04.2009 tarihinde üye olduğu ve 03.09.2009 tarihinde ise sendikadan istifa ettiği, sendikaya üye olan işçilerin işveren tarafından öğrenilmesinden sonra 2009 yılı Eylül ayında gerçekleştirilen toplu fesih sırasında işten çıkarılmadığı sabittir.
Davacının iş akdinin feshedildiği tarihten üç ay kadar sonra bir grup işçinin sendika üyeliğinden istifa etmeye zorlandıkları gerekçesi ile davalı şirket yetkilerine ilişkin Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulundukları görülmekte ise de, fesih tarihinde davacı sendika üyesi değildir. Sendikal tazminatın hüküm altına alınabilmesi için, feshin sendikal nedene dayandığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek ispatlanması zorunludur.
Davacı tarafç, iş akdinin sendikal nedenle feshedildiği ispatlanamadığından işe başlatmama tazminatının 2821 Sayılı kanunun 31 maddesine göre belirlenmiş olması hatalıdır
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/195, K. 2012/14521, 26 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama