KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/21528 E., 2012/23657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 31/08/2008-25/04/2011 tarihlerinde davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin feshinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve 19 maddelerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, fesih ihbarında davacının bir müşteriye yumruk atarak darp ettiği belirtilse de doğru olmadığını, sadece sorunlu bir müşteriyle konuştuğunu olay sonrası tarafların birbirinden şikayetçi olmadığını, feshin tazminat ödememek için 25. maddeye göre yapıldığını, bu nedenlerle feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iade edilmesine, davacının işe başlatılmaması halinde kanundan doğan aylık ücretleri tutarındaki tazminatın ve karar kesinleşinceye kadar çalıştırılmadığı süre içindeki ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesine talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, fesih konusu olaya ilişkin tutanak tutulduğunu, davacının savunmasının da olayı doğrular nitelikte olduğunu, davacının görevli olduğu kasada alışveriş yapmakta olan müşterinin ürünleri almaktan vazgeçmesi üzerine davacının müşteriyle tartıştığını, mağaza sorumlusunun müşteriden özür dilediğini, müşterinin de o sırada mağazada bulunan davacının eşinden özür dileyip ayrılacakken davacının kasadan fırlayarak yumruk atması üzerine müşterinin hiçbir şekilde karşılık vermediğini, davacının iş sözleşmesinin feshinin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının işyerinde müşteri ile tartıştığının ve müşteriyi eli ile ittiğinin tanık beyanından anlaşıldığı, 4857 sayılı Kanun'un 25/II maddesinde işverenin haklı sebeple iş sözleşmesinin feshine ilişkin sebeplerin belirlendiği, bunların dışında olumsuzluklara neden olan ve işveren yönünden iş ilişkisinin sürdürülmesinin önemli ölçüde beklenemez davranışlar olması halinde de iş sözleşmesinin feshedilebileceği, işverenin müşterisine karşı saygısız ve nezaketsiz davranmak gibi davranışlarının işverenin güvenini sarsacak nitelikte olup, iş ilişkisinin sürdürülmesini makul ölçüler içinde beklenemez kıldığı feshin haklı ancak geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının iş sözleşmesinin bir müşteriye yumruk attığı gerekçesiyle haksız feshedildiğini, bunun doğru olmadığını, yapılan feshin 4857 sayılı Kanun'un 18. ve 19. maddelerine aykırılık olduğunu iddia ettiği görülmektedir. Davalının ise davacının kasada alışveriş yapan bir müşteriye yumruk attığını, iş sözleşmesinin bu sebeple feshedildiğini savunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının bir müşterinin eşine bakması nedeniyle müşteriyle tartıştığı ve sonra müşteriyi elle ittiği, müşterinin de o esnada mağazada bulunan davacının eşinden özür dilediği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere, feshe konu olayın müşterinin, davacının eşine yönelik hareketi nedeniyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacının daha önce disiplin cezasının da bulunmadığı da dikkate alındığında davalıya ait market işyerinde müşterinin açık kusuru sonucu meydana gelen bir tartışma neticesinde iş sözleşmesinin feshi, eylem ile yaptırım arasında orantısızlık bulunması nedeniyle ölçülü olmadığı gibi söz konusu olay işveren açısından geçerli sebep oluşturacak ağırlıkta da değildir. Bu sebeplerle mahkemece, davanın kabulü yerine reddine karar vermesi hatalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve dairemizce aşağıda yazılı hükmün kurulması gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/21528, K. 2012/23657, 19 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama