KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/21575 E., 2012/20978 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava açıldıktan sonra davacıya işe başlaması hususunda ihtarname gönderildiğini, buna rağmen davacının işe başlamadığını, işe iade talebinde samimi olmayan davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının davayı kabul ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin iş sözleşmesinin 30.12.2010 tarihinde davalı işverence feshedildiği, dava açıldıktan sonra işverence 23.02.2011 tarihli noter ihtarnamesi ile işe başlaması istendiği, ihtarnamenin davacıya 25.02.2011 tarihinde tebliğ edildiği halde davacının haklı bir sebep olmadan işbaşı yapmadığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir sebep olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de kanunun bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de dürüstlük kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu sebeple, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemi ile açılan davada hedef işe başlatılma olmalıdır.
Somut olayda, davalı işveren fesihten sonra davacıyı işe başlaması için çağrıda bulunmasına rağmen, davacı işçi, bu davete icabet etmemiştir. Davacının davete icabet etmemesi, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin feshin geçersizliğine bağlı tazminat ve alacakları almak olduğunu göstermektedir. Salt bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Çünkü İş Hukuku mevzuatımızda işçiye işe başlama ile tazminat isteme arasında bir seçimlik hak tanınmamıştır. Davacı sözü edilen davranışı ile işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. Bu sebeple, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, dava açılmasına işveren sebebiyet vermiş olduğundan yargılama gideri ve vekâlet ücretinden davacının sorumlu tutulması olanaklı değildir.
Belirtilen sebeplerle, mahkeme kararının 4857 sayılı Kanun'un 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/21575, K. 2012/20978, 4 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama