KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/22761 E., 2012/23116 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini ... sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının işverenin bir başka işçisini tehdit ettiğinin ... olduğu, bu sebeple feshin haklı sebebe dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
4857 sayılı Kanun'un “İşverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı” başlığını taşıyan 25. maddesinin son fıkrasına göre işverenin haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshettiği durumda fesih bildiriminin yazılı yapılması şartı aranmaz.
4857 sayılı Kanunu’nun 19.maddesinin ikinci fıkrasına göre belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya yetersizliği ile ilgili bir sebeple feshedilmeden önce hakkındaki iddialara karşı savunma fırsat verilmelidir. İşçinin zihinsel veya bedensel yetersizliği, arkadaşları veya amirleri ile sıkça ve gereksiz yere tartışmaya girişmiş olması gibi durumlarda savunmasının alınması işverenden beklenemez. Keza, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendi şartları gerçekleşmiş ise, işveren buna göre bildirimsiz fesih hakkını kullanırken savunma alma zorunluluğu söz konusu olmayacaktır.
Davalı iş yerinde resepsiyonist olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, iş yerini terkettiği ve iş arkadaşını tehdit ettiğinden bahisle haklı nedenle feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği savunulmuş ise de, davacıya yazılı fesih bildirimi yapılmadığı gibi, kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmıştır. Haklı fesih durumunda, davacı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Haklı fesih iddiasına rağmen, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiş olması çelişki oluşturmaktadır.
Hal böyle olmakla, feshin geçerli sebebe dayanılarak yapıldığını kabul etmek ve geçerli sebeple feshin kanuni koşullarına uyulup uyulmadığını irdelemek gerekecektir. Mevcut olayımızda, davacıya usulüne uygun yazılı fesih bildirimi yapılmadığı gibi, davacının davranışına dayanılmasına rağmen, fesihten önce yazılı savunması da alınmış değildir.
Bu itibarla, fesih geçersiz olduğundan davanın kabulü yerine, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/22761, K. 2012/23116, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama