KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/25448 E., 2012/25243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini ... sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun'un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı nedenle derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.
Davalı işyerinde, tıbbi tanıtım temsilcisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, aynı işyerinde çalışan eşinin bir soruşturma kapsamında tutuklanması üzerine kendisinden bu konu ile ilgili bilgi istenildiğinde işverene gerçeğe aykırı beyanda bulunarak, işvereni yanılttığı gerekçesiyle haklı nedenle feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.Somut olayda, davacı ile eşinin davalıya ait işyerinde çalıştıkları ve aynı işi yaptıkları tartışmasızdır.
Dosya içerisinde davacının eşinin ilaç yolsuzluğu yapıldığı iddiasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındığı, ardından tutuklanıp, bilahare tahliye edildiği anlışılmaktadır. Davalı işverence, eşinin tutuklanma sebebini açıklaması için davacıya sorduğunda ilkin "eşinin bir kavgaya karışması" sebebiyle tutuklandığını söylediği, böylelikle gerçek tutuklanma sebebini gizlediği anlaşılmaktadır.
Davacının doğru cevap vermemekle işverenin güven duygusunu önemli ölçüde sarstığı açıktır. Olay itibariyle, güven duygusunun zedelenmesi, iş sözleşmesinin derhal feshini gerektirecek haklı sebep ağırlığında değil ise de, davacı ile eşinin aynı işyerinde çalışması ve davacının eşine yüklenen suçlamanın ilaç yolsuzluğuğla ilgili olması karşısında, artık davalı işverenden normal ölçülerde davacı ile iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez.
Açıklanan nedenlerle, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığının kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulü hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/25448, K. 2012/25243, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama