KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/27176 E., 2013/24169 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin, dini ve milli bayram tatili ücreti ile manevi tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
607 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, ... sözleşmesinin işveren yetkililerinin baskısı sonucu sona erdiğini ileri sürerek, manevi tazminat ile ikramiye, izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacakları istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı ıslah dilekçesinde 1.459,39 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı talep etmiştir. Mahkemece hüküm fıkrasında ıslah dilekçesindeki talep aşılarak 2.918,78 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının tahsiline karar verilmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışması olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla mesai konusunda hesap yapılırken sadece davacı tanık anlatımları dikkate alınmıştır. Ancak taraf tanıklarının anlatımına göre davalı işyerinde 08:30-19:00 arasında çalışıldığı, ancak istisnai olarak ekonomik kriz döneminde çalışmanın saat 19:00 sonrasında da devam ettiği anlaşılmaktadır. Taraf tanıkları yeniden dinlenerek ekonomik kriz döneminin hangi tarihlerde olduğu ve bu dönemle sınırlı olarak davacının saat 19:00 sonrası da çalıştığı kabul edilerek davacının fazla mesai ücreti hesaplanması gerekir.Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacı işçinin manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacının ... sözleşmesinin sona ermesi sonucu psikolojik durumunda meydana gelen elem, acı ve ızdırap manevi tazminatı gerektirmemektedir. Kaldı ki, davacı işverene yönelik keşide ettiği ihtarname de sözlü saldırı ile ilgili somut olaya dayanmamıştır. İşveren ile davası olan ve bu sebeple husumet bulunan davacı tanıkların anlatımları ise genel-soyut olup beyanlarında belirli yer ve tarih belirtmemiştir.Yasal koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-Kabule göre de, manevi tazminat ile ilgili Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesi ve fazla çalışma asıl alacaktan yapılan indirimler sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceğinin dikkate alınmaması hatalıdır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/27176, K. 2013/24169, 12 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama